19. Yüzyılda Artvin Ve Çevresinde Ekonomi Hayatı

Oleh Melİke Karabacak

1,6 MB 11 tayangan 0 unduhan
 
Bagikan artikel

Transkrip 19. Yüzyılda Artvin Ve Çevresinde Ekonomi Hayatı

ARTVİN TARİHİ ARAŞTIRMALARI - 1 Editör: Prof. Dr. Nuri YAVUZ Birinci Baskı 2019 – İstanbul ARTVİN TARİHİ ARAŞTIRMALARI-1 Editör: Prof. Dr. Nuri YAVUZ Yayın Kurulu: Doç. Dr. Ahmet ATALAY; Doç. Dr. Bayram Arif KÖSE; Doç. Dr. Hamit ŞAFAKCI; Doç. Dr. Ömer SUBAŞI; Dr. Ali İrfan KAYA; Dr. Eşref TEMEL; Dr. Faruk TAŞKIN; Dr. Gülseren MUTLU; Dr. Melike KARABACAK YILMAZ; Dr. Zemzem YÜCETÜRK; Dr. Cihan ORUÇ; Arş. Gör. Nagehan KÜÇÜKYILDIZ ISBN: 978-625-7033-15-2 1. Baskı: Kriter Yayınevi 2019 / İSTANBUL Yayınevi Sertifika No: 45353 Anahtar Kelimeler: Artvin, Tarih, Şehir, Birinci Baskı, 358 s. 16 cm x 23,5 cm Kaynaklar var, Dizin Yok. Kapak Tasarımı: Ahmet Baran Mizanpaj: Kriter Yayınevi Baskı: Birlik Fotokopi Baskı Ozalit ve Büro Malzemeleri San. ve Tic. Ltd. Şti. Yıldız Mahallesi Çırağan Cad. No: 51 Nolu Mağaza Beşiktaş/ İSTANBUL Matbaa Sertifika no: 20179 © Kriter Yayınevi Kriter Basım Yayın Dağıtım Film Müzik Reklamcılık Yapım Sanayi ve Tic. ve Ltd. Şti. Tanıtım için yapılacak kısa alıntılar dışında yayıncının yazılı izni olmaksızın hiçbir yolla çoğaltılamaz. İletişim Kriter Yayınevi Hobyar Mah. Ankara Cad. Güncer Han No: 17 Daire 306 Fatih / İSTANBUL Tel: 0 212 527 31 89 info@kriteryayinevi.com www.kriteryayinevi.com Bu kitapta yer alan bölümlerin içeriğinin tüm sorumluluğu ilgili bölüm yazarlarına aittir. ARTVİN TARİHİ ARAŞTIRMALARI-1 Editör: Prof. Dr. Nuri YAVUZ Yayın Kurulu: Doç. Dr. Ahmet ATALAY (Artvin Çoruh Üniversitesi) Doç. Dr. Bayram Arif KÖSE (Artvin Çoruh Üniversitesi) Doç. Dr. Hamit ŞAFAKCI (Artvin Çoruh Üniversitesi) Doç. Dr. Ömer SUBAŞI (Artvin Çoruh Üniversitesi) Dr. Öğr. Üyesi Ali İrfan KAYA (Artvin Çoruh Üniversitesi) Dr. Öğr. Üyesi Eşref TEMEL (Artvin Çoruh Üniversitesi) Dr. Öğr. Üyesi Faruk TAŞKIN (Artvin Çoruh Üniversitesi) Dr. Öğr. Üyesi Gülseren MUTLU (Pamukkale Üniversitesi) Dr. Öğr. Üyesi Melike KARABACAK YILMAZ (Artvin Çoruh Üniversitesi) Dr. Öğr. Üyesi Zemzem YÜCETÜRK (Artvin Çoruh Üniversitesi) Dr. Arş. Gör. Cihan ORUÇ (Artvin Çoruh Üniversitesi) Arş. Gör. Nagehan KÜÇÜKYILDIZ (Artvin Çoruh Üniversitesi) Birinci Baskı 2019 – İstanbul ÖNSÖZ Akademik bakış açısıyla Artvin tarihine ışık tutmak; göğe komşu toprakların üzerinde yaşayan medeniyetlerin geçmişten günümüze kısa bir panoramasını sunmak üzere bu eseri kaleme aldık. Artvin Orta Asya’dan Anadolu’ya, Kafkaslara, Kırım üzerinden Balkanlara geçiş yolu üzerinde olduğu için tarihsel süreçte birçok kavime, farklı anlayıştan insanlara yurt olmuştur. Üzerinde yaşadığımız Anadolu’nun her coğrafyasında olduğu gibi medeniyetler beşiğidir. Diğer coğrafyaların aksine bölgenin engebeli ve arazi koşularının zor olması çok daha fazla etnik kökenden insanın yakın mesafede iç içe yaşamasına neden olmuştur. Artvin’in dâhil olduğu bölge ilk defa Urartu yazıtlarında karşımıza çıkmaktadır. 1997 yılında yapılan kazılarda bölgede eski yol sistemi ve köprü bulgularına rastlandığı bildirilmiştir. Urartu, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı Devleti bölgede hüküm sürmüştür. Milattan önce Kıpçakların bölgede yaşadığına dair Gürcü kaynaklarında kayıtlar mevcut olmakla birlikte Makedonyalı İskender’in bölgeye geldiği ve Türklerle karşılaştığı teyide muhtaç bilgiler arasındadır. Bölgede Türk hâkimiyetinin başlaması ise Sultan Alp Arslan’ın fetih hareketleri sonucu olmuştur. Osmanlı kayıtlarında Livane kazası olarak anılan bölgede cami ve vakıf kayıtları mevcuttur. 16. yüzyıl ile 19. yüzyıl arasında Osmanlı hâkimiyetinde kalan bölge, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sonucu yapılan Berlin Antlaşması’yla Artvin, Ardanuç ve Şavşat Rusların eline geçmiş ve 1878 sonrası yaşanan olaylar bölgeye ait kayıtları kısıtlamıştır. Bölgenin Rusların eline geçmesi sonucu Müslüman ahalinin çoğunluğu Osmanlı hâkimiyetinin olduğu bölgelere göç etmiş ve bu durum bölgedeki demografik ve idari yapının değişmesine neden olmuştur. Bölge, Osmanlı coğrafyasının birçok yerinde olduğu gibi uzun savaşlara sahne olmuştur. 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı, Balkan Savaşları ve İstiklal Savaşı’nda şehit olan vatan evlatlarının kayıtları mevcut olmakla birlikte çok sayıda şehitlikte vardır. Uzun ve kadim bir geçmişe sahip bu toprakları bir kalemde anlatmak, yazmak elbette imkânsızdır. Artvin Çoruh Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü olarak hazırlanan eserde emeği geçen; Doç. Dr. Ahmet ATALAY, Doç. Dr. Bayram Arif KÖSE, Doç. Dr. Hamit ŞAFAKCI, Doç. Dr. Ömer v SUBAŞI, Dr. Öğr. Üyesi Ali İrfan KAYA, Dr. Öğr. Üyesi Eşref TEMEL, Dr. Öğr. Üyesi Faruk TAŞKIN, Dr. Öğr. Üyesi Gülseren MUTLU, Dr. Öğr. Üyesi Melike KARABACAK YILMAZ, Dr. Öğr. Üyesi Zemzem YÜCETÜRK, Dr. Arş. Gör. Cihan ORUÇ ve Arş. Gör. Nagehan KÜÇÜKYILDIZ’a teşekkür ederim. Çalışmanın bilim insanlarına yol göstermesini dilerim. Prof. Dr. Nuri YAVUZ ARTVİN 2019 vi İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ .......................................................................................................................V KISALTMALAR .................................................................................................... Xİİ ARTVİN ve ÇEVRESİNİN YER ADLARI ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME Nagehan KÜÇÜKYILDIZ ........................................................................................ 1 Giriş ......................................................................................................................... 1 Artvin ve Çevresinde Yer Adları ............................................................................. 2 Sonuç ..................................................................................................................... 12 Kaynakça ............................................................................................................... 13 ESKİÇAĞ’DA ARTVİN Gülseren MUTLU .................................................................................................... 17 Giriş ....................................................................................................................... 17 Antik Kaynaklarda Artvin ..................................................................................... 22 Antikçağ Artvin’de Ekonomik Durum .................................................................. 43 Antikçağ Artvin’de Kültürel Durum ..................................................................... 47 Sonuç ..................................................................................................................... 51 Kaynakça ............................................................................................................... 53 İSLAMİYET ÖNCESİ DÖNEM, İLK MÜSLÜMAN FETİHLERİ ve MÜSLÜMAN HÂKİMİYETİNDE ARTVİN ve ÇEVRESİ Bayram Arif KÖSE ................................................................................................. 59 Giriş ....................................................................................................................... 59 Büyük İskender ve Sonrasında Artvin ve Çevresi ................................................. 62 Sâsânî-Doğu Roma Mücadelelerinde Artvin ve Çevresi ....................................... 64 Artvin ve Çevresinde İlk Müslüman Fetihleri ....................................................... 68 Sonuç ..................................................................................................................... 75 Kaynakça ............................................................................................................... 77 ARTVİN ve ÇEVRESİNDE TÜRK HÂKİMİYETİ Ömer SUBAŞI .......................................................................................................... 82 Giriş ....................................................................................................................... 82 vii Türk Hâkimiyeti Öncesi Artvin ve Çevresinde Siyasi Yapı .................................. 84 Artvin ve Çevresinde Türk Hâkimiyeti .................................................................. 89 Artvin ve Çevresinde Türk Nüfusu ........................................................................ 96 Sonuç ..................................................................................................................... 99 Kaynakça ............................................................................................................. 100 ARTVİN VE ÇEVRESİNDE TÜRK VARLIĞI “KIPÇAKLAR” Cihan ORUÇ .......................................................................................................... 107 Giriş ..................................................................................................................... 107 Artvin ve Doğu Karadeniz Bölgesine Kıpçak Göçleri......................................... 109 Sonuç ................................................................................................................... 119 Kaynakça ............................................................................................................. 121 HURUFÂT DEFTERLERİ’NE GÖRE XVIII.-XIX. YÜZYILDA LİVANE (ARTVİN) VAKIFLARI Eşref TEMEL ......................................................................................................... 124 Giriş ..................................................................................................................... 124 Livane Kazası’nın İdari Yapısı ............................................................................ 126 Livane Kazası Vakıfları ....................................................................................... 130 Sonuç ................................................................................................................... 137 Kaynakça ............................................................................................................. 138 Ekler ..................................................................................................................... 142 19. YÜZYIL ARTVİN DEMOGRAFİSİ ÜZERİNE BAZI DEĞERLENDİRMELER Faruk TAŞKIN Ali İrfan KAYA ...................................................................................................... 165 Giriş ..................................................................................................................... 165 1831 Nüfus Sayımı .............................................................................................. 167 Ardanuç Merkez ve Köyleri................................................................................. 170 Yusufeli Merkez ve Köyleri................................................................................. 174 Şavşat Merkez ve Köyleri .................................................................................... 176 Arhavi .................................................................................................................. 178 Hopa ..................................................................................................................... 179 1835 Nüfus Sayımında Artvin Bölgesinde Gayrimüslimler ................................ 181 viii 1878 Nüfus Verileri ............................................................................................. 185 Rus İşgali Dönemi Kayıtlarına Göre Artvin ve Çevresindeki Nüfus................... 186 1897 Rusya Genel Nüfus Sayımına Göre Nüfusun Yapısı .................................. 194 Sonuç ................................................................................................................... 195 Kaynakça ............................................................................................................. 197 HURUFAT DEFTERLERİNE GÖRE ARDANUÇ KAZASI VAKIFLARI Hamit ŞAFAKCI ................................................................................................... 200 Giriş ..................................................................................................................... 200 Ardanuç Kalesi İçerisindeki Yapılar ................................................................... 203 Aharşa Köyü Cami .............................................................................................. 206 Ahıza Köyü Cami ................................................................................................ 206 Ayşe Hatun Cami (Anagert) ................................................................................ 206 Anç Köyü Cami ................................................................................................... 207 Ançküre Köyü Cami ............................................................................................ 208 Aravent Köyü Cami ............................................................................................. 209 Ayşe Hanım Cami (Basa) .................................................................................... 209 Bice Köyü Cami .................................................................................................. 209 Köse Ali Cami (Cidil).......................................................................................... 210 Deyagermüç Köyü Cami ..................................................................................... 211 Güleşen Köyü Cami............................................................................................. 211 Gümüşhane Köyü Cami....................................................................................... 212 Güraşet Köyü Cami ............................................................................................. 213 Hartus Köyü Cami ............................................................................................... 214 Mustafa Halife Cami (Havt) ................................................................................ 215 Receb bin Mehmed Cami (Hive) ......................................................................... 215 Kabdahor Köyü Cami .......................................................................................... 215 Hacı Hasan Cami (Karsiya) ................................................................................. 216 Süleyman Paşa Cami (Kilarcet) ........................................................................... 216 Ahmed Efendi Cami (Lüngüthav) ....................................................................... 217 Ayşe Hatun Cami (Müker) .................................................................................. 217 Norgil Köyü Cami ............................................................................................... 217 Osut Köyü Cami .................................................................................................. 218 ix Ortis Köyü Cami .................................................................................................. 218 Hacı Halil bin Veli Cami (Petoban) ..................................................................... 219 Fatıma Hanım Cami (Sahre) ................................................................................ 219 Ayşe Hatun Cami (Sakra) .................................................................................... 219 Samıskar Köyü Cami ........................................................................................... 220 Ahmed Paşa Cami (Tanzot) ................................................................................. 220 Ünishav Köyü Cami............................................................................................. 223 Vartalya Köyü Cami ............................................................................................ 223 Zetlis Köyü Cami ................................................................................................. 224 Diğer Köylerdeki Vakıflar ................................................................................... 225 Genel Değerlendirme ve Sonuç ........................................................................... 226 Kaynakça ............................................................................................................. 230 Ekler ..................................................................................................................... 231 19. YÜZYILDA ARTVİN ve ÇEVRESİNDE EKONOMİ HAYATI Melike KARABACAK YILMAZ ......................................................................... 233 Giriş ..................................................................................................................... 233 Artvin’de Tarımsal Üretim, Yöre İnsanının Beslenme Alışkanlıkları ve Pazar Yerleri .................................................................................................................. 235 Yol Yapım Çalışmaları ve Nehir Taşımacılığının Önemi .................................... 242 Artvin’de Üretim ve Ticaret................................................................................. 245 Dokumacılık......................................................................................................... 245 Meslek Grupları ve İmalat ................................................................................... 248 Denizcilik ............................................................................................................. 252 Ormanlar ve Madenler ......................................................................................... 253 Sonuç ................................................................................................................... 256 Kaynakça ............................................................................................................. 258 19. YÜZYILDA ARTVİN’İN İDARÎ YAPISI Zemzem YÜCETÜRK ........................................................................................... 261 Giriş ..................................................................................................................... 261 İdarî Yapı ............................................................................................................. 268 Ekonomi ............................................................................................................... 279 Mimarî Yapı......................................................................................................... 289 x Sonuç ................................................................................................................... 290 Kaynakça ............................................................................................................. 292 Ekler .................................................................................................................... 294 93 HARBİ’NDEN KORE SAVAŞI’NA ARTVİNLİ ŞEHİTLER ve YÖREDE BULUNAN ŞEHİTLİKLER Ahmet ATALAY .................................................................................................... 295 Giriş ..................................................................................................................... 295 Türklerde Vatan Kavramı .................................................................................... 296 Askerlik ve Şehitlik ............................................................................................. 297 Artvinli Şehitler ................................................................................................... 299 Resmi Kayıtlardaki Artvinli Şehitler ................................................................... 299 Osmanlı-Rus Asavaşı’nda Şehit Olanlar ............................................................. 300 1897 Osmanlı Yunan Savaşı’nda Şehit Düşenler ................................................ 301 Balkan Savaşı’nda Şehit Olanlar ......................................................................... 301 I. Dünya Savaşı’nda Şehit Düşenler .................................................................... 302 İstiklal Harbi’nde Şehit Olanlar ........................................................................... 312 Kore Savaşı’nda Şehit Olanlar............................................................................. 313 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’nda Şehit Olanlar ..................................................... 313 Artvin Şehitlikleri ................................................................................................ 314 Artvin Garnizon Şehitliği .................................................................................... 314 Borçka Garnizon Şehitliği ................................................................................... 316 Murgul (Küre) Şehitliği ....................................................................................... 321 Sarp Şehitliği ....................................................................................................... 323 Sarıbudak (Melo) Şehitliği .................................................................................. 323 Şavşat Hamşioğulları Şehitliği ............................................................................ 327 Sonuç ................................................................................................................... 330 Kaynakça ............................................................................................................. 332 Ekler .................................................................................................................... 334 xi KISALTMALAR age. : Adı geçen eser agm. : Adı geçen makale AİEMSHŞMK : Artvin İl Emniyet Müdürlüğü Sosyal Hizmetler Şube Müdürlüğü Kayıtları AVİKMTSAE : Artvin Valiliği İl Kültür Müdürlüğü Tarihi Sit Alanları Envanteri bkz. : Bakınız BOA : T.C. Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı Osmanlı Arşivi C. : Cilt çev. : Çeviren DİA : Diyanet İslam Ansiklopedisi DTCF : Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi ed. : Editör FO : Foreign Office haz. : Hazırlayan inc. : İnceleyen KKK25HTAKYK : T. C. Kara Kuvvetleri Komutanlığı 25’inci Hudut Tugayı Artvin Komutan Yardımcılığı Klasörü MÖ : Milattan önce MS : Milattan sonra MEB : Milli Eğitim Bakanlığı MSB : Milli Savunma Bakanlığı NFS.d. : Nüfus Defterleri not. : Notlandıran neşr. : Neşreden s. : Sayfa S. : Sayı sad. : Sadeleştiren xii SAÜFED : Sakarya Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Dergisi trans. : Translated trc. : Tercüme eden TTK : Türk Tarih Kurumu VAD : Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi Defterleri vb. : Ve benzeri vd. : Ve diğerleri Vol. : Volume vs. : Vesaire Yay. : Yayınları yy. : Yüzyıl xiii 19. YÜZYILDA ARTVİN ve ÇEVRESİNDE EKONOMİ HAYATI Melike KARABACAK YILMAZ Giriş 19. yüzyılın idari taksimatına göre günümüz Artvin şehrini oluşturan merkez ve diğer ilçelerin bir kısmı Trabzon vilayetine bağlı Lazistan Sancağı’nda, bir kısmı da Erzurum vilayeti ve ona bağlı Çıldır Sancağı dâhilinde bulunuyordu. 16. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar sürekli Türk hâkimiyetinde kalan Artvin bu yüzyılda iki kere Rus işgaline uğramış, bu işgallere bağlı olarak da idari teşkilatta değişmeler olmuştur. 1828-1829 Osmanlı Rus Savaşı sonunda imzalanan Edirne Anlaşması’nı takiben bu tarihe kadar Çıldır eyaletine bağlı bir sancak olan Livane Trabzon eyaletine bağlanmıştır.1 1877-1878 Osmanlı Rus Savaşı sonrasında imzalanan Berlin Anlaşması Artvin’in idari yapısında önemli değişimleri beraberinde getirmiştir. Bu anlaşma ile Artvin, Şavşat, Ardanuç Rusya’nın hâkimiyetine girmiştir. Söz konusu topraklardaki Müslüman nüfusun büyük çoğunluğu ilerleyen yıllarda Osmanlı Devleti yönetiminde olan diğer yerlere göç etmiştir.2 Edirne Anlaşması ile Berlin Anlaşması arasındaki dönemde Artvin merkezi olan Livane kazası, Hopa nahiyesi ve Arhavi kazası Lazistan Sancağı’na, Kiskim (Yusufeli) Erzurum vilayeti merkez sancağına, Şavşat ve Ardanuç ise Çıldır eyaletine bağlı kalmışlardır.3 Bu idari taksimatta Murgul ve Borçka Livane merkez kazasına bağlı birimler olarak devam etmişlerdir. Vilayet salnamelerinde verilen bilgilere göre 1870’lerin başında Artvin’in Lazistan Sancağı içinde kalan nüfusu 1,569 Ermeni ve Katolik olmak üzere toplam 31,914’tür.4 Erzurum merkez sancağı ve Çıldır Sancağı dâhilinde kalan  Dr. Öğr. Üyesi, Artvin Çoruh Üniversitesi Tarih Bölümü Artvin Çoruh Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi, Tarih Bilim Dalı Yakınçağ Tarihi Ana Bilim Dalı, melike_karabacak@artvin.edu.tr. 1 Metin Tuncel, “Artvin”, DİA, C. III, İstanbul, 1991, s. 420. 2 Murat Kasap, Osmanlı Arşiv Kayıtlarında 93 Harbi Batum Muhacirleri, Gürcistan Dostluk Derneği Yayınları: 10 Tarih Serisi: 5, 2018, s. 24. 3 Trabzon Vilayet Salnamesi, 1286, s. 67, Erzurum Vilayet Salnamesi, 1288, s. 135, 138. 4 Trabzon Vilayet Salnamesi, 1286, s. 67. 233 kısımda ise 1,796 gayrimüslim olmak üzere 14,110 nüfus vardır.5 Bu bilgiler doğrultusunda şehrin toplam nüfusunun 46 bin 24 olduğu hesaplanmaktadır. 1869 tarihli İngiliz ticaret raporuna göre ise sadece Livane ve Arhavi’nin nüfusu 1,657’si gayrimüslim toplam 47,542’dir.6 Nüfusa dair bu bilgiler incelenirken 1831 ve 1844’de gerçekleşen nüfus sayımlarının Osmanlı İmparatorluğu’nun her yerinde sağlıklı bir biçimde yapılamadığını ve sadece erkek nüfusun sayıma dâhil edildiğini, en ayrıntılı nüfus sayımlarının 1882 ve 1907 tarihlerinde yapıldığını hatırlamamız gerekir.7 Osmanlı Rus Savaşı sonrasında sadece Arhavi, Hopa ve Kiskim (Yusufeli) Osmanlı Devleti yönetimi altında kaldığından 1882 ve 1907 sayımlarında şehrin diğer yerleşim yerleri bu tahrirlerde yer almamıştır. 1878 yılına ait bazı verilerde Hopa’da ölüm oranının doğum oranından altı kat fazla olduğu görülmüştür. Nüfusta yaşanan bu düşüş 1877-1878 Osmanlı Rus Savaşı’nın etkilerini ortaya koymaktadır.8 19. yüzyılda Osmanlı Devleti’nin doğu topraklarını ziyaret eden çok sayıda Batılı olmuştur. Bu ziyaretler coğrafi keşif, topoğrafya araştırması, arkeoloji, mimarlık, misyonerlik, kişisel merak gibi nedenlerle yapıldığı gibi bir devlet görevlisi olarak askerî, siyasi ve ticari ilişkileri anlamak ve düzenlemek adına da yapılmıştır. Bu ziyaretlere en az ev sahipliği yapan şehirler Doğu Karadeniz kıyısında bulunan Rize, Artvin ile Ardahan olmuştur. 1878 sonrasında Artvin ve Ardahan’ın Rus yönetimine geçmesi bu ziyaretleri azaltan nedenlerden biridir.9 Coğrafi koşulları ve 1878 sonrasında yaşanan gelişmeler Artvin tarihi hakkında elde edilecek bilgileri göreceli kısıtlamaktadır. Artvin şehrinin 19. yüzyılda ekonomik yapısını, yöre insanın geçim kaynaklarını ve ticari faaliyetlerini ortaya koymaya çalışan bu çalışmada şehre geldiği tespit edilen üç Batılının seyahatnamesi ve iki Gürcü askerinin hatıralarından faydalanılmıştır. Trabzon vilayetine görevlendirilen İngiliz konsoloslarının vermiş olduğu ticaret raporları, Trabzon ve Erzurum vilayet salnameleri ile Osmanlı Arşivi’nden temin edilen belgelerden de konunun aydınlatılması için istifade edilmiştir. 5 Erzurum Vilayet Salnamesi, 1289, s. 144; Erzurum Vilayet Salnamesi, 1288 s. 141. Commercial Reports Received At The Foreign Office From Her Majestey’s Consuls, in 1869 August, London, 1869, s. 441. 7 Numan Elibol, “Osmanlı İmparatorluğu’nda Nüfus Meselesi ve Demografi Araştırmaları”, Süleyman Demirel Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, 12 (2), s. 152, 154. 8 Ahmet Köksal, “Trabzon Vilayeti’nin Nüfusu (1876-1878), Karadeniz İncelemeleri Dergisi, 8 (15), 2013, s. 124. 9 Jelle Verheij, “Doğu Anadolu’da Batılı Seyyahlar 1800-1914 Açıklamalı Bibliyografya Denemesi”, Kebikeç, 44, 2017, s. 382-383, 385. 6 234 Artvin’de Tarımsal Üretim, Yöre İnsanının Beslenme Alışkanlıkları ve Pazar Yerleri Tarım arazisinin kısıtlı olmasına ve bazı tarım ürünlerinin kıt olmasına rağmen iklimsel koşullar ve toprağın verimliliğine bağlı olarak bugün olduğu gibi 19. yüzyılda da Artvin’de şehre karakteristik özellik katan ürünlerin yetiştirildiği görülür. 1844’te bölgeyi ziyaret eden Alman botanikçi Karl Koch10, Artvin’i Çoruh çevresindeki en büyük ve önemli şehir olarak tanımlar. Türkiye’de gezdiği diğer şehirlerden farklı olarak burada hayvancılık ve özellikle sığır yetiştiriciliği ile sebze, buğday ve en çok da meyve üretiminde endüstrileşmenin varlığına işaret eder. Bin hane ve 6-7 bin nüfustan oluştuğunu belirttiği şehrin güzel meyve bahçeleriyle çevrili evlerin oluşturduğu manzarasını anlatır. Bu bahçelerde erik, şeftali, az miktarda da kiraz bulunmaktadır. En çok elma ve armut ile bol miktarda ıhlamur ağacı bulunduğunu ifade eder. İncir ve nar ağaçları da gördüğü bu şehirde ceviz ve dut ağaçlarının bolluğundan ve güzelliğinden etkilenmiştir. Üzüm bağları ile portakal ve limon ağaçları da ziyaretçinin dikkatini çekmiştir. Koch, şehirde pamuk ve pirinç yetiştirildiğini de gezi notlarına ilave etmiştir.11 Artvin’de tarımı yapılan meyve ve zeytin ticaret potansiyeline sahip ürünlerdi.12 Gür ormanlarla kaplı dağlar Livane’ye bal ve bal mumu yanında hayvan kürkü de sağlamaktaydı. Meyve ağaçlarının verdiği mahsul ile mısır ve pirinç üretimi 1868-69 yıllarında bu vadide artış göstermiştir.13 Ardanuç’ta bitki örtüsü az olmakla birlikte toprağın verimliliği bölgeyi ziyaret edenleri şaşırtmıştır. Etrafı meyve ağaçları ile dolu çok sayıda köyün olması dikkat çekici bir görünüm arz etmektedir.14 Bir avuç toprağın üzerinde üzüm, nar, badem, hurma, zeytin, incir ve başka pek çok türden ağaç yetiştiği burayı görenler tarafından ifade edilmiştir. Arpa, buğday ve mısır ekilen diğer ürünler arasında yer almıştır.15 Mısır, Artvin ve çevresinde hemen her yerde yetiştirilen bir üründü. Ahalinin geneli lazot yani mısır unu ile beslendiğinden buğday ziraatı az yapılmaktay10 Yazara ait eserin gotik Almancadan çevirisinde yardımları için Kayra Güler’e teşekkür ederim. Karl Heinrich Emil Koch, Wanderungen im Oriente Wabrend der Jahre 1843 und 1844, C. II, Weimar, 1846, s. 161-162, 172. 12 Giorgi Kazbegi, Bir Rus Generalinin Günlükleri Türkiye Gürcistan’ında Üç Ay, (çev. Rıdvan Atan), Doruk Yayınları, 2019, s. 124-125. 13 1868-69 (4110-I-VI) Commercial reports received at the Foreign Office from Her Majestey’s Consuls during the year 1868, August to December, Londra, 1869, s. 365. 14 Frederick Gustavus Burnaby, On Horseback through Asia Minor, C. II, Londra: Sampson Law, Marston, Searle&Rivington, 1877, s. 297. 15 Kazbegi, age., s. 107. 11 235 dı.16 Ardahan ve Livane’den getirilen mısır Muratlı’da 1876 yılında okkası 2,5 kuruşa satılmaktaydı. Arpa yetiştiriciliği fazla rağbet görmediğinden gelen ziyaretçilerin atlarını beslemekte ve at bulmakta sıkıntı yaşadıkları görülmüştür.17 Arhavi’nin en önde gelen mahsulü mısır ve meyve ağaçlarıydı18. 1878/79 senesi mahsulâtında Arhavi’de üretilen ürünler arasında kabak ilk sırayı almaktaydı. Onu takiben ceviz, fındık, kendir, yöre insanın pasta dediği mısır, fasulye, elma ve armut, üzüm, pirinç ve son sırada da buğday yer alıyordu. 19 Hopa’nın portakal ve limon bahçeleri ile büyük kestane ve ceviz ağaçlarıyla kaplı deniz manzaralı yolu buraya gelenlerde hoş bir duygu yaratmaktaydı. 20 1878/79 yıllarında Hopa’nın üretiminde önceliği alan ürün sebzelerdi. Bunu sırayla üzüm, kabak, ceviz, kendir, elma ve armut, fasulye, mısır, fındık, pirinç ve son olarak da buğday takip ediyordu. 21 Hopa’da 180 değirmen, 61 de fırın bulunmaktaydı. 22 Hopa, Arhavi ve Viçe’de (Fındıklı) bir miktar arpa, buğday, pirinç ve mısır darısı üretilmekle birlikte ithal edilen ürünler arasında mısır darısı, un, pirinç, yağ, gaz, manda derisi gibi ürünler bulunmaktaydı. Hayvan ürünleri arasında tereyağı, peynir ve yün yer alıyordu. İhraç edilen ürünler fındık, elma, kestane ve sucuktu.23 Bu bilgiler doğrultusunda bölgenin buğday ihtiyacını karşılayamadığı gibi arazisinde en fazla yer verdiği mahsul olan mısırı dahi dışarıdan getirtmek zorunda kaldığı ve bu anlamda kendi kendini besleyemeyecek dönemler yaşadığı söylenebilir. Trabzon konsolosunun verdiği bilgiye göre sahil kesiminde çok sayıda arı olmasına karşın yaptıkları bal yemek için uygun değildi. Bunun sebebi sahilde çok fazla yetişen komar çiçeğindeki zehrin bala karışmasıydı. Rapora göre sahilde balcılıktan ziyade bal mumu üretimi yapılması daha doğru bir tercih olacaktı. Sahildeki bu duruma karşılık yükseklerde üretilen balın hem zararsız 16 Trabzon Vilayet Salnamesi, 1320, s. 286. Burnaby, age., s. 307. 18 1868-69 (4110-I-VI) Commercial reports received at the Foreign Office from Her Majestey’s Consuls during the year 1868, August to December, Londra, 1869, s. 363. 19 Trabzon Vilayet Salnamesi, 1296, s. 166-167. 20 Kazbegi, age., s. 135. 21 Trabzon Vilayet Salnamesi, 1296, s. 166-167. 22 Trabzon Vilayet Salnamesi, 1320, s. 286. 23 Trabzon Vilayet Salnamesi, 1322, s. 180. 17 236 hem de çok yüksek kalitede olduğu ifade edilmiştir.24 Konsolosun verdiği raporla hemen hemen aynı tarihlerde Hopa’da 1,652 Arhavi’de ise 2,231 kovan olduğu görülmektedir.25 Trabzon vilayeti geneli için verilen bilgilerde yöre insanın dana, koyun ve keçi etini tuzlayıp sarımsaklayarak güneşte kurutmak suretiyle pastırma şeklinde tükettiği, bir kısmını da aynı şekilde kurutup çeşnilendirip daha kalın paketleyerek kavurma adıyla yemeyi tercih ettiği belirtilir. Taze kesilmiş et ve kümes hayvanı eti genelde tüketilmiyordu. Dar gelirli insanlar mısır ekmeği, tuzlanmış balık, pirinç ve fasulye gibi daha ucuz yiyecekleri tercih etmekteydi.26 İngiliz konsolosunun bir tür ançüez diye tanımladığı tuzlanmış hamsi Trabzon ve çevresindeki ahalinin temel besin kaynağını oluşturmaktaydı Oldukça ucuz olan hamsinin 1873’te kilosu 3 peniydi. Yıllık ortalama balık miktarı ise 500 bin kilonun üzerine çıkmaktaydı.27 1878/79 yılında Hopa’da 20 bin, Arhavi’de ise 5 bin kıyye Çin çayı mahsulü elde edilmiştir28. Bu çay bugün içtiğimiz çay olmamakla birlikte halk arasında Moskof çayı diye adlandırılmıştır. Daha sonra yapılan incelemelerle bu çayın bölgede ligaba diye bilinen bitkinin yaprakları olduğu anlaşılmıştır. Günümüzde içtiğimiz çay 20. yüzyılın başlarında ve tamamen kişisel girişimlerle Türkiye topraklarında yetiştirilmeye başlanmıştır.29 Trabzon konsolosu, Lazistan ormanlarında çay ağacına benzeyen yaprakları olan bir bitkiden yapılan şurubun gerçek çayın aromasına sahip olmadığı halde yerel ahali tarafından sevilerek tüketildiğini ve toplanan miktarının günden güne arttığını belirtir. Kalitesi düşük ancak ucuz olan bu içeceğin piyasalara girmesi ile İngiliz çayı ile sert bir rekabet yaratacağı 24 1878-79 (C. 2331) Commercial. No. 19 (1879). (Trade reports). Reports from Her Majestey’s consuls on the manufactures, commerce,& c., of their consular disrtricts. Part III. London, 1879, s. 1023. 25 Trabzon Vilayet Salnamesi, 1296, s. 167. 26 1862 (3054) Abstract of Reports of the Trade&c., of various countries and places, for the years 1859,1860: received by the Board of Trade through the Foreign Office, from Her Majesty’s Consuls, No.11, s. 193. 27 1874 (C.1079) Commercial. No.22 (1874). Reports from Her Majesty’s consuls on the manufactures, commerce,&c… of their consular districts. Part IV, London, 1874, s. 1631. 28 Trabzon Vilayet Salnamesi, 1296, s. 166. 29 Dündar Alikılıç, “Çayın Karadeniz Bölgesi İçin Önemi ve Tarihi Seyri”, Karadeniz Araştırmaları Dergisi, 21, 2016, s. 272-273. 237 konusunda kendi hükümetini uyarmıştır.30 1879’da çay ağacı yaprağı üretimindeki artış bu ürüne uygulanacak vergilerin artırılmasını gündeme getirmiştir. Ormanlarda, kuyularda ve tarlalarda yetişen çay ağacı yaprağının kıyyesi işlenmeden önce 10 paraya satılmakta, işlendikten sonraki değeri 5 kuruşa yükselmekteydi. Çay ağacının ormanda yetişmesi sebep gösterilerek bu üründen gümrük resmi haricinde %20 oranında orman vergisi alınması orman memurları tarafından talep edilmişse de Osmanlı hükümeti bunu reddetmiştir. Çay ağacı bitkisi yarım metrenin altında bir yükseklikte olup şahısların tarlalarında da yetişebiliyordu. Bu özelliği bitkinin orman ürünü olmakla sınırlı kalmasının önüne geçiyordu. Halkın büyük emek ve masraf sonucu ıslah ederek satışa koyduğu mahsule ek vergilerin getirilmesi üretimi azaltma ihtimalini beraberinde taşıyordu. Ayrıca Rusya’nın aynı üründen gümrük vergisi dahi almadığının farkında olan hükümet Lazistan Sancağı’ndaki çayın üretim aşamasında Rusya’ya kaçırılabileceği tehlikesini de göz önünde bulundurarak üründen ayrıca orman vergisi alınması talebini reddetmiştir.31 Borçka’da üzüm ve mısır olmakla birlikte çok az miktarda ekilmekteydi Bu durum Borçkalıların ektikleri halde ürün alamamalarından kaynaklanmıyordu. Borçkalılar tütün ekmeyi diğer ürünleri ekmeye tercih etmişlerdir. Bu tercihe bağlı olarak mısırın fiyatı Borçka’da 10-12 kapike kadar yükseliyor ve ihtiyaç dışarıdan satın alınan mısır ile karşılanmaya çalışılıyordu.32 Ancak kıtlık ve kuraklık gibi olağanüstü durumlar görüldüğünde halk kendilerinin ve hayvanlarının aç kalması endişesiyle tütün yerine mısır ekmeyi tercih edebiliyordu. 33 Gezginlerin “Trans Kafkasya’nın en güzel noktalarından biri” olarak tanımladıkları Murgul zengin bir bitki örtüsüne ve ılıman bir iklime sahip olup elma, erik, armut ve ceviz gibi meyvelerden oluşan çok sayıda meyve bahçesiyle bezeliydi.34 Murgul’da da iyi tütün yetiştirildiğine dair bilgiler mevcuttur.35 30 1878-79 (C. 2331) Commercial. No.19 (1879). (Trade reports) Reports from Her Majestey’s consuls on the manufactures, commerce,&c., of their consular districts. Part III, London, 1879, s. 1023. 31 Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA), Şura-yı Devlet (ŞD.), 1830/40, 13 Cemaziyelahir 1296 (4 Haziran 1879). 32 İvane Caiani, Borçka Mektupları, (çev. Fahrettin Çiloğlu), l Sinatle, İstanbu2002 s. 18. 33 Caiani, age., s. 67-68. 34 Ayşegül Kuş, Batılı Seyyah ve Araştırmacılara Göre 19. Yüzyılın İkinci Yarısında Doğu Karadeniz Bölgesi, Canik Belediyesi Kültür Yayınları No: 55-10-01, Samsun 2016, s. 82. 35 Caiani, age., s. 114. 238 1892 yılı içerisinde Rus fabrikatörler Borçka’dan 30 bin batman36 tütün almışlardır. Yöre halkının neredeyse tek geçim kaynağı olan tütün iyi cins olmasına karşın çok ucuza satılmaktaydı. Borçka halkının tarımsal ürün olarak hemen hemen tek gelir kaynağı tütündü. Zaman zaman Rus yöneticiler bölgede tütün ekimini yasakladıklarında ya da kuraklık gibi durumlarda halk bu geçim kaynağından mahrum kalıp zor zamanlar yaşamıştır. Bununla birlikte Borçkalı Müslüman Gürcülerin çok fazla tütün tükettiği, henüz 10 yaşındayken tütün içmeye başladıkları söylenilmektedir.37 1925 yılı öncesinde tekel idaresinin bölgede uygulanmamış olması, tütünün içeride ve dışarıda alım ve satımı ile ekiminin serbest olması tütün üretimini oldukça artırmıştır. Bu tarihten sonra bandrol sisteminin getirilmesi ve tekel idaresinin kısıtlayıcı uygulamaları halkın tütün üretimine rağbetinin azalması sonucunu doğurmuştur.38 Şavşat ve İmerhev’de (Meydancık) tütün hemen hemen hiç yetişmiyordu. 39 Şavşat’ın arazisi komşu yörelere göre daha zengindi ve buğday ekimi burada daha fazlaydı. Batum pazarında Şavşat’ta yetişen buğdaya rağbet Kars buğdayından yüksekti. Toprağın verimliliği sayesinde Şavşat’ın buğdayın üretim merkezi olabileceği yönünde öngörülerde bulunulmuştur. 1873 yılında buğday ticareti yapan bir İngiliz şirketi deneme amaçlı Şavşat’tan bir miktar tahıl almıştır.40 Ardanuç ile Batum arasında yapımı planlanan yolun tamamlanmasını müteakip Şavşat’taki Tibeti (Cevizli) düzlüğünün bölgenin ambarı haline gelebilecek bir kapasiteye sahip olduğu ifade edilmiştir. 41 Erzurum vilayetine daha yakın olan Kiskim’de buğday, sarıbaş çavdar, arpa, darı, nohut, mercimek, bakla, pirinç, bamya, patlıcan, mısır, fasulye, kavun, karpuz, soğan, kabak, şalgam, lahana yetiştirilmekteydi. Vişne, kiraz, elma, armut, üzüm, dut, ayva, zerdali, erik, üvez, incir, nar, zeytin, kızılcık, şeftali, ceviz, muşmula yine burada yetişen meyvelerdi.42 Hududa yakın Milo köyünde yetişen üzüm Rus hükümeti tarafından getirilen ithalat yasağına kadar buraya ihraç edilebilmiştir.43 Kaleboğazı kapısında hayvanları başına 5 Osmanlı lirası depozito alınmasından vazgeçilmesini talep ettikleri yazıdan Kiskim ahalisinin 36 Bir birimi 6 okkaya karşılık gelen ağırlık ölçüsü. Caiani, age., s. 19-20, 56. 38 Muvahhit Zeki, Artvin İli Hakkında Genel Bilgiler, (haz. Hayrettin Tokdemir, Ertuğrul Tokdemir), Şavşat Kültür Turizm ve Dayanışma Derneği Yayınları 1, İstanbul, 1999, s. 37. 39 Caiani, age., s. 19. 40 Kazbegi, age., s. 103. 41 Caiani, age., s. 103. 42 Erzurum Vilayet Salnamesi, 1318, s. 316. 43 BOA, Dâhiliye Mektubi Kalemi, 2088/21, 10 Ramazan 1315 (2 Şubat 1898). 37 239 yük hayvanlarıyla taşıdıkları meyve ve hububatı Rusya’da satabildikleri anlaşılmaktadır.44 Borçka’da tütünün dışında çok fazla üretim yapılmamışsa da burası bir tarım ürünleri pazarı haline gelmişti. Burada satın alınan tarım ürünleri başka yerlere gönderiliyordu. Batum’dan gelen tüccarlar Borçkalıların yardımı ve rehberliği eşliğinde köyden köye gezip mal satın alıyorlardı.45 Pazarlar köylünün diğer köylüyle ve tüccarlarla buluştuğu yerlerdi. 19. yüzyılın ikinci yarısında Arhavi’de, Hopa nahiyesinin merkezi olan Kaledibi köyünde ve Livane kasabasında Cuma günleri pazar kurulduğu bilinmektedir. Arhavi’ye daha ileriki zamanlarda Cumartesi pazarı da eklenmiştir.46 1882’de Erzurum vilayeti tarafından Kiskim’de her sene bir panayır kurulmasına duyulan ihtiyaç ifade edilmiştir.47 1835’de sahil kasabalarındaki pazarları gören Erzurum konsolosu James Brant, buralardaki pazarların mağazalar, kahvehaneler ile bir iki de hanın bulunduğu sokaklarda kurulduğunu ifade eder.48 1874’te Arhavi’de kurulan pazara tanıklık eden Kazbegi gördüklerini oldukça canlı bir anlatımla şu şekilde aktarır: “Dini bütün Hıristiyanlar için Pazar günü ne ifade ediyorsa burada da Cuma günü onun yerini almış. Her zamanki gibi denizden uzakta yaşayanlar sahilde açılmış dükkân ve kahvehanelere alışverişe iniyorlar. Arhavi’den Sumli’ye kadar yol boyunca gruplar halinde yürüyen insanları gördük, bir bölümü pazara gidiyor, bir bölümü de pazardan dönüyordu. Bunların büyük bölümünü renkli bayramlık elbiseler giymiş kadınlar oluşturuyordu. Lazistan’da kadının iş gücü olduğuna erkeğin ise onun koruyucusu olduğuna bir kez daha kani olduk. Kadınlar ellerinde binbir çeşit eşyayla dolu sepetler taşıyorken; erkekler de havalı bir şekilde ve eli kolu boş vaziyette onların ardı sıra gidiyorlardı. Başlarına sardıkları ince yazmaların altından büyük bölümünün meraklı gözleri bize çevriliyordu gizlice. Bazen istemsiz olarak yüzleri açılınca kadınların burada çok güzel ve zarif olduklarını fark ettik. Her zamanki gibi gök mavisi gözleri ve beyaz yüzleri var. Yeri gelmişken Laz kadınlarının sıra dışı enerjileri, 44 BOA, DH. MKT. 2354/144, 5 Safer 1318 (4 Haziran 1900). Caiani, age., s. 103. 46 Trabzon Vilayet Salnamesi, 1286, s. 83. 47 BOA, ŞD.1515/26, 6 Rebiülahir 1314 (25 Şubat 1882). 48 James Brant, “Journey through a part of Armenia and Asia Minor in the year 1835”, Journal of the Royal Geographical Society of London, (6) 1836, s. 192. 45 240 cesaretleri ve sağlam karakterleri ile dikkati çektiklerini belirtmek gerekiyor. Kadınların bu özellikleri çok önceden beri fark edilmiş ve ‘Kafkasya Amazonları’ efsanesini Avrupa bu söylencelerden yola çıkarak yaratmış olmalıdır.”49 Bu pazarlar aracılığıyla tüccarlar üreticinin elindeki üretim fazlasını alıp bunu diğer pazarlara ulaştırıyordu. Ne var ki tüccarlar ahalinin zor durumundan faydalanarak kendi adlarına çok kârlı fakat köylüyü kazançsız bırakacak alışverişler içerisine girebiliyorlardı. Şavşat’ta tüccar taifesi köylünün devlete vergi ödemesi gereken dönemde yani paraya çok fazla gereksinim duydukları zamanda ellerinde nakitle yöreye geliyorlardı. Üreticinin elindeki ürünü ederinin çok altında bir fiyata alıyorlardı. 50 Borçka’da da tütün ticareti tamamen tüccarın elindeydi. Tüccarlar, tütün alma işini kendi kârlarını en yüksek tutacakları zamanda gerçekleştiriyorlardı. Bölgede yetişen tütün miktarının bazı seneler istisnası olsa da genelde az olması, yöre halkının ihtiyaç duyduğu gıda maddelerini almak için nakde ihtiyaç duymaları gibi durumlar tüccarların elini güçlendiriyordu. İnsanlar tek gelir kaynağı olan “bu güzel tütünü” tüccarların inisiyatifine göre satmak zorunda kalıyorlardı. Yabancı ülkelerden gelen tüccarlar 60 bin batman kadar tütünü satın alıp başka yerlerde satarak çok yüksek oranlarda kârlar elde ediyorlardı.51 Burada anılmaya değer bir tespit de tarım işlerinde kadın işgücünün ön plana çıktığına dair ziyaretçilerin verdiği bilgidir. Osmanlı Devleti’nin farklı bölgelerinde öteden beri kırsal yaşamda kadın iş gücünün devreye girdiği bilinmektedir. Artvin kadınlarının üretime girmekle kalmayıp erkek işgücünün önüne geçtiği bazı alanlar olmuştur. Sahil bölgesini gezen Kazbegi tarlalarda sadece kadınların göründüğünü, toprağı işleyip yakacak odun hazırladıklarını ve bunun dışında ev işlerini de çekip çevirdiklerini yazar. Şavşat ve Acara’daki kadınların bu bölgedeki kadınlara nispeten daha iyi koşullarda yaşam sürdüğünü ifade eder.52 Caiani’ye göre Borçkalı kadınlar o kadar çalışkanlardı ki erkekler de onlar kadar çalışkan olsa yöre insanın sırtı yere gelmezdi. Caiani yazılarını Borçka’nın Rus yönetimi altında olduğu dönemde yazmıştır. Osmanlı topraklarından gelen Lazların burada tütüncülükte yarıcılık yapmalarını ve gelire ortak olmalarını 49 Kazbegi, age., s. 142-143. Kazbegi, age., s. 98. 51 Caiani, age., s. 68, 80. 52 Kazbegi, age., s. 133. 50 241 eleştirir. Bunun nedeni olarak da erkeklerin kadınlar kadar çalışkan olmadığına dair fikrini belirtir: “Buralı kadınların çalışmasını görüp de onlara acımayacak kadar taş yürekli biri olamaz. Çocuklu bir kadın elinde kazması sabahtan akşama kadar tarla kazıyor, bazen öküzlerin peşinde toprak sürüyor. Akşama eve dönünce kocasına ve çocuklarına yemek hazırlaması gerekiyor. Çocuklu bir kadın neredeyse bir saat uzaktaki tepeye beşiği taşıyor ve çocuğunu orada emziriyor. Beşiğin taşınmasında erkek kendi karısına yardım etse, bu bile kadın için nimet olur. Ne yazık ki erkekler hiç oralı değiller. Sabahtan akşama kadar ya kahvehanelerde vakit geçiriyorlar ya da yakınlarında varsa camisinin şadırvanında toplanıp tembel tembel laflıyorlar”.53 Borçkalı erkeklerin kayıkçılıkla meşgul olmaları ekip biçme işinin kadınlara yüklenmesinin sebeplerinden biridir.54 Caiani ve Kazbegi’nin yapmış olduğu betimlemeler kadın emeğinin ücretlendirilmese de ekonomi tarihinde önemli bir aktör olduğunu teyit ederken kültürel değerler ve yöresel koşulların kadınların üretim hayatına katılmasında itici faktörler haline geldiğini hatırlatır. Yol Yapım Çalışmaları ve Nehir Taşımacılığının Önemi Yol, yiyecek ihtiyacının karşılanması, konaklama tesislerinin kurulması ve yerel zanaat ürünlerinin gelişmesine katkısıyla ticaretin büyümesi anlamını taşır.55 Artvin’de ticaretin gelişmesi de şüphesiz yolların gelişmesine bağlıydı. Batum-Ardahan yolu Artvin’in en önemli yolu olma vasfını uzun süre korumuştur. Bu yolun yapımı Sultan Abdülaziz’e verilen bir raporun 1869 tarihinde onaylanması ile başlamıştır. Rapora göre Artvin ile Kars, Ardahan ve Batum arasındaki ticareti kolaylaştırmak için öncelikle Batum ile buraya 2 saat mesafede olan Kapandibi arasındaki yolun yapılması gerekmekteydi56. 1925 yılına gelindiğinde Batum-Ardahan yolu 190 km’yi bulmuştur. Bu yol Batum tarafından başlayarak Muratlı’ya oradan Çoruh’un doğu tarafını takip ederek Borçka merkezine ulaşıyordu. Buradan Artvin merkeze 1,5 saat mesafede 53 Caiani, age., s. 89. Caiani, age., s. 24. 55 Suraiya Faroqhi, Osmanlı Şehirleri ve Kırsal Hayatı, (çev. Emine Sonnur Özcan), Doğu Batı Yayınları, Ankara 2006, s. 50. 56 Ahmet Atalay, “XIX. Yüzyılın Sonlarında Elviye-i Selâse’de Karayolu Yapım Faaliyetleri”, KSBD, (2) 9, s. 4-5. 54 242 bulunan Lomaşen ve Sotibar (Seyitler) köylerini takip ederek Ardanuç’a ve nihayet Ardahan’a ulaşmaktaydı57. Yolun yapımı tahmin edileceği üzere kolaylıkla olmamıştır. 1874 yılına gelindiğinde Ardanuç’un altında bulunan Batsa köyünden Artvin’e kadar 30 verst (yaklaşık 32 km) ve Batum’dan Muratlı’ya kadar 40 verstlik (yaklaşık 42,5 km) kısımlar tamamlanmış bulunuyordu58. Bölgenin Rus yönetimine geçtiği 1878 sonrası dönemde yol biraz daha genişletilip bozuk olan yerler onarılmış ve çok sayıda köprü inşa edilmiştir. Ancak Cumhuriyet sonrası dönemde de ihtiyaç duyulan onarımlar hemen gerçekleşemediği gibi özellikle Ardanuç’ta kalan kısmında yolun genişletilmesi için çalışmaların yapılamadığı anlaşılmaktadır.59 19. yüzyılın başında Livane’de tekerlekli araç kullanımına uygun bir yolun olmaması beraberinde bölgenin hareketsizliğini getirmiştir. Ardahan, Şavşat ve Livane’nin sahip olduğu zenginliklerin Batum yolu olmaksızın ticari değerinin ortaya çıkması mümkün değildi. Ulaşımın yetersiz kalmasına bağlı olarak Artvin’de bağcılık gelişemiyor dutluklardan yeterince faydalanılamıyordu. Buranın buğday ihtiyacı karşılanmak istendiğinde Kars’tan getirilmesi de bir o kadar zahmetli oluyordu.60 Hal böyle olunca Artvin ticaretini canlandırmanın tek aracı olarak Çoruh nehri kalıyordu. Şavşat ve Kars’ta mevcut tahıl, yük öküzleri ve atlar aracılığıyla Artvin’e getiriliyor buradan da kayıklarla Batum’a taşınıyordu.61 Borçkalılar ve Çoruh kıyısında yaşayan ahalinin büyük kısmı geçimini kayıkçılıkla kazanıyordu. Kestane ağacından yapılan bu kayıklar Venedik gondollarına benzemekteydi. Tabanları düz olup 25 adım uzunluğunda ve 3 adım genişliğindeydiler. Kayıklara bu şekil uzun yılların deneyimleri sonucunda verilmişti. Suyun akışına bırakılan bir kayık saatte 8 verst (yaklaşık 8, 54 kilometre) yol alabiliyordu. Suyun akış hızına 3 de kürek gücü eklenince bu hız önemli ölçüde artmış oluyordu. Artvin’den Borçka’ya kadar olan yol bu hızla 2,5 saatte alınırken eski yoldan giden yük hayvanları aynı mesafeyi ancak 9 saatte alabiliyordu.62 Çoruh’un suyu yürüyerek karşıya geçecek kadar çekildiğinde yüklü bir kayığın Batum’a kadar gidip dönmesi çok güç bir hal alıyor, tek geçim kaynağı 57 Muvahhit Zeki, age., s. 41. Kazbegi, age., s. 116-117. 59 Muvahhit Zeki, age., s. 41. 60 Kazbegi, age., s. 116-117. 61 Kazbegi, age., s. 124. 62 Kazbegi, age., s. 122. 58 243 kayıkçılık olan Borçka ahalisi işsiz kalıyordu. Böyle zamanlarda yolculuk çok tehlikeli ve zahmetli oluyordu. Kayıkçılar kayığa uzun bir ip bağlayıp beş kişi kayığın önüne geçerek çekmeye çalışıyorlardı. Kayığı bu şekilde 90 km çekmek hem çok zordu hem de her zaman kayığı bir kayaya bindirme riski taşıyordu. Böyle zamanlarda yüzme bilmeyenler Batum’a gitmeye cesaret edemiyorlardı. 63 Nitekim bölgeyi ziyarete gelen İngiliz subayının rehberliğini yapan Muhammet’in korkusu yolculuğun riskleri hakkında bize fikir verir. “Batum’a su yoluyla gitme düşüncesi aklıma geldikçe bedenim sızlar” diyen Muhammet’e İngiliz subay çok yakında Ruslarla mücadele etmek zorunda kalacağını hatırlatarak “Yarın Çoruh’ta boğulmayı mı birkaç hafta sonra vurulmayı mı tercih edersin” diye sormuştur. Muhammet cevabında “Yarın kapıda Efendi, birkaç hafta sonra ölmek daha iyi olabilir. Bunun yanında Ruslar bana ateş ettiğinde ben de onlara edebilirim. Korkabilirim fakat onlar da korkabilir. Irmak üzerinde gitmek ise çok farklı… Ben ırmağı boğamam ama ırmak beni boğabilir.” şeklinde cevap vermiştir.64 Suyun azalması yazın kuraklıktan kışın ise don ve soğuktan oluyordu. Böyle zamanlarda çok yetenekli ve deneyimli kaptanların kayıkları kullanması gerekiyordu. Kayıkçıların tedbirsiz ya da tamahkâr davranışları ise zaman zaman kazalara sebep olabiliyordu. Suyun akış hızının yükseldiği zamanlarda da ırmak altındaki taş ve kayalıklara çarpma riskiyle kayıkçılık daha güç bir hal alıyordu. Kayık 200 pud (yaklaşık 3.260 kilogram) ağırlıkla yüklü olduğu zamanlarda bile kaptanlar büyük bir ustalıkla genelde bir kazaya mahal vermeden taşımacılığı gerçekleştiriyorlardı. Normal koşullarda Batum’a bu şekilde gidiş en fazla 5-6 saat sürerken Artvin’e dönmek 4-5 gün sürebiliyordu. Suyun ortalamadan daha fazla yükseldiği zamanlarda kayıklar akıntıya karşı ters yönde deri kayışlarla çekiliyordu.65 Artvin Kapandidi arası kişi başına 1 manat alınıyordu.66 Kayıkçıların buradan kazandıkları üzerinden en azından Rus yönetimi altındayken devlete bir miktar vergi ödedikleri anlaşılıyor. Borçkalılar hem kayıkçılık hem de kilden ürettikleri eşyaların satışı sayesinde Çoruh vadisindeki diğer köylülere nazaran zengin sayılıyordu.67 63 Caiani, age., s. 39. Burnaby, “agm.”, s. 302. 65 Kazbegi, age., s. 122-123. 66 Caiani, age., s. 69-70. 67 Caiani, age., s. 24. 64 244 Artvin’de Üretim ve Ticaret Dokumacılık Osmanlı Devleti’nin diğer coğrafyasında olduğu gibi Artvin’de de dokumacılığın hem hane içi kullanımı ve hem de ticaret için erken tarihlerden itibaren yapıldığını söylemek yanlış olmayacaktır. Bu işin yine diğer yörelerde olduğu gibi daha çok kadınlar tarafından yapıldığı görülür. Kadınların yapmış olduğu dokumalardan vergi tahsil edilmesine dair belgeler bu üretimin ticari bir değer taşıdığını gösterir. Artvin, Ardanuç ve Şavşat’ta gayrimüslim kadınlar senenin sadece üç ayında keten veya pamuktan yapılan bir bez olan kirbâs ve 6 kuruş değerindeki ham alacayı evlerinde dokumaktaydılar. Alaca, genellikle kırmızı zemin üzerine sarı çubuklu, pamuklu veya ipekli diye iki türü olan bir kumaştır.68 Bölgenin mukataasını elinde bulunduran Acaralı Hüseyin Bey’in dokuma tezgâhlarından rüsûm-i ihtisab adıyla alınması gereken 5 paradan hariç kanunsuz olarak ve zor ile kadınların yaptığı bez üretiminden vergi almaya çalışması ahalinin Bâb-ı Âlî’ye vermiş olduğu arzuhale konu olmuştur.69 Şavşat’ın Okrobaket köyündeki Ermeni kadınlarının dokuma yaptıkları bez tezgâhları için senelik olarak alınan 2 bin kuruşluk rüsûm-i ihtisabiyeden Ermeni kadınlarının yoksulluk sebebiyle muaf tutulması kendi patrikleri aracılığıyla talep edilmiştir.70 Livane’de dikkate değer miktarda keten kumaş imalatı yapılmaktaydı. Konsolosun “korseye benzer bir tür şal” diye tanımladığı bel kuşağı 50 kuruştan satılıyor ve satışı da en fazla bu bölgede yapılıyordu. Bu keten dokumacılığı Çoruh’un aşağı kısımlarında daha büyük miktarlara ulaşabiliyordu. 71 Livane keten dokumacılığı için gerekli ham maddeyi Arhavi, Atina ve Hopa’dan temin ediyor olmalıydı. Arhavi’de kendir üretildiği bilinmektedir. Bu kendirin bir kısmı İstanbul’a nakil olunurdu. 72 Hopa’da da kendirden ip üretimi yapılıyordu. Tora denilen bir tür ağ ipliğinin İstanbul’a gönderildiği bilinmektedir.73 Livane’de şile denilen kırmızı bir bez ve manusa diye tabir olunan siyahlı alaca bir bez dokunup birazı kaza içerisinde kullanılsa da geneli Ardahan ve Kars 68 Reşad Ekrem Koçu, Türk Giyim Kuşam ve Süslenme Sözlüğü, İstanbul Doğan Kitap, 2015, s. 16. BOA, Cevdet Maliye (C.ML), 410/16795, 2 Ramazan 1257 (19 Eylül 1841). 70 BOA, Sadaret Umum Vilayet Evrakı (A.MKT. UM), 297/100, 2 Rebiülahir 1274 (20 Kasım 1857) 71 1868-69 (4110-I-VI) Commercial reports received at the Foreign Office from Her Majestey’s Consuls during the year 1868, August to December, Londra, 1869, s. 364-365. 72 Trabzon Vilayet Salnamesi, 1286, s. 93. 73 Trabzon Vilayet Salnamesi, 1278, s. 128. 69 245 tarafına satılmak üzere gönderilmekteydi.74 Koch da Artvin’de koyun yününden dokunan kumaşın işlenmek üzere tüm doğuya gönderildiğini ifade eder. 75 Manusa, elbiselik ve döşemelik bir tür kumaştır.76 Livane’de dokuması yapılan bu türün ayrıntısı hakkında bilgi verilmemekle beraber manusa önceleri Halep’te üretilmeye başlanıp buradan Anadolu’nun her yerine yayılmış ve kullanım alanı çok geniş olan pamuklu bir dokumadır. Bu dokuma için gerekli olan pamuk ipliği bir zaman sonra daha ucuz olduğu gerekçesiyle İngiltere’den ithal edilmeye başlanmıştır.77 Yerel ahali manusanın ithal edilen daha ucuz muadillerini kullanmayı tercihe devam edince tüm Trabzon vilayeti genelinde yerli linen ve pamuklu dokumacılık Avrupa dokumacılığı ile rekabet edemez bir hale gelmiştir.78 Bez dokumacılığının sadece hane içi üretimle kısıtlı kalmayıp bir loncasının olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Ardanuç’ta bir çulha esnafı bulunmaktaydı. Burada manusa ve şile denilen alaca ve kırmızı bez dokunup işlenmekte ve yine Ardanuç ahalisi tarafından satın alınıp kullanılmaktaydı.79 Manusa Kiskim’de de üretiliyordu. Burada ayrıca Acem şallarına benzer şal, çorap, tozluk, ihram ve yerli bezi de üretilmekteydi. 80 Ardanuç’ta üretilen çorapların bir kısmı orduya satılıyordu. Ahali 1855 yılında Anadolu ordusuna verdiği çorap ve buğday karşılığında hazineden alacaklı olduğu 99,310 kuruştan memleketin savaş ortamında olması sebebiyle vazgeçip bu parayı hazineye bağışlamıştır.81 1868’de Trabzon’daki İngiliz konsolosu Livane’nin en önemli ticari metaının ipek olduğunu belirtir. Koch da daha erken tarihlerde Artvin’de ipek dokumacılığının yapıldığını ortaya koyar.82 Büyük miktarlarda ipek Livane’de bükülüp ihraç edilmekteydi. İpeğin okkası 250 ila 300 kuruş arasında bir fiyattan satılmakta toplam değeri 3 bin poundu bulmaktaydı. Livane’den bükülmüş ipek haricinde ipek böceği yumurtası da ihraç edilmekteydi. İhraç edilen bu 74 Trabzon Vilayet Salnamesi, 1286, s. 94. Koch, age., s. 173. 76 Donald Quataert, Sanayi Devrimi Çağında Osmanlı İmalat Sektörü, Çev. Tansel Günay, İstanbul: İletişim Yayınları, s. 104. 77 1878-79 (C. 2331) Commercial. No.19 (1879). (Trade Reports). Reports from Her Majestey’s consuls on the manufactures, commerce,&c., of their consular districts. Part III. London, 1879, s. 1024. 78 FO. 1892. Annual Series. No. 1059. Diplomatic and Consular Reports on Trade and Finance. Turkey. Report for the Year 1891 on the Trade of Vilayet of Trebizond, London, 1892, s. 6. 79 Trabzon Vilayet Salnamesi, 1288, s. 163. 80 Erzurum Vilayet Salnamesi, 1318, s. 316. 81 BOA, Sadaret Mektubi Kalemi Nezaret ve Devair Evrakı (A.MKT.NZD) 149/96, 11 Ramazan 1271 (28 Mayıs 1855). 82 Koch, age., s. 173. 75 246 yumurtanın toplam miktarı 800 okka olup okkası 800 ila 1400 kuruş arası değerde satılmaktaydı. 83 1874’te bölgeyi ziyaret eden Kazbegi’nin anılarında bu sefer Şavşat’ta sınırlı olarak yapılan ipekçilik bilgisine rastlıyoruz. Yazar, Şavşat’ın dut ağaçları bakımından zengin bir bölge olduğu halde ipekçiliği sadece yörenin önde gelenlerinden biri olan Nuri Bey’in kendi evinde yaptığını ifade eder. Bir çiftlik sahibi olan Nuri Bey’in konu üzerine yazılmış kitapları okuyarak ilmî yöntemlerle üretim yapmayı başardığı bilgisini verir.84 19. yüzyılın ikinci yarısına ait kaynaklarda Artvin’de kumaşları boyamak üzere bir boyahane olduğuna dair bilgi elimizde bulunmamakla birlikte bu işlemin tıpkı daha eski zamanlarda olduğu gibi evlerde ya da ahırlarda yapıldığı düşünülebilir.85 Nitekim 1844’te şehri ziyaret eden Koch, Artvinlilerin pamuklu ve ipekli kumaşı kendi hanelerinde bulunan bir boyama aletiyle yaptıklarını anlatır. En fazla mavi, yeşil, sarı ve az miktarda da siyah rengi kullandıklarını belirtir. Kök boyadan elde edilen kırmızı da kumaş boyamada kullanılmaktadır. Mavi rengi elde etmede çivit, sarı ve yeşil boyayı elde etmede rhamnus infectoria86 kullanmışlardır. Sarı rengi elde etmek için sarı topraktan da faydalanmaktaydılar.87 Bununla birlikte Hopa’da 305 kıyye miktarında kök boya yetiştirildiğine dair bilgi mevcuttur.88 Hopa’da bir tür siyah aba imal edilerek ahalisi tarafından kullanılırdı89. Aba, kaba ve kalın bir tür yünlü kumaş olup Osmanlı sınırları içerisinde hemen her yerde üretilmiştir. Bu kumaştan yapılan esvap, potur, hırka, cepken ve 83 1868-69 (4110-I-VI) Commercial reports received at the Foreign Office from Her Majestey’s Consuls during the year 1868, August to December, Londra, 1869, s. 344, 365. 84 Kazbegi, age., s. 103. 85 Faroqhi, age., s. 85-86. 86 Bu bitkinin cehrigiller familyasına ait olduğu anlaşılmakla birlikte infectoria türünün günümüzde Anadolu’da olmadığı görülmektedir. Bkz. https://bizimbitkiler.org.tr/yeni/demos/technical/ Cehri farklı türlere sahip olsa da bu bitkinin Anadolu halkı arasında “altın ağacı” adıyla anılıp 15. yüzyıldan itibaren Osmanlı dokumacılığında kullanıldığı bilinmektedir. (Mustafa Genç, “Başbakanlık Osmanlı Arşiv Belgelerinde Kökboya ve Cehri ile İlgili Bazı Kayıtlar”, Süleyman Demirel Üniversitesi Güzel sanatlar Fakültesi Hakemli Dergisi ART-E, 2014, 13, s. 187). Günümüzde kullanımı yerel ve azalmış olarak devam eden cehri, meyvelerinin içerdiği renkler sayesinde sarı ve tonlarını elde etmede eskiden beri kullanılan bir bitki olmuştur. (Nuran Kayabaşı, Mustafa Arlı, “Cehri (Rhamnus petiolaris)’den Elde Edilen Renkler”, Tarım Bilimleri Dergisi, 2001, 7 (3), s. 129. 87 Koch, age.,s. 173. 88 Trabzon Vilayet Salnamesi, 1296, s. 167. 89 Trabzon Vilayet Salnamesi, 1286, s. 93. 247 özellikle paltoya da aba adı verilmiştir.90 Yünlü ve kaba bir tür kumaş olan şayağa eş değer şallar ve çorap yine Hopa’da üretilip dışarıya göndermeksizin kaza dâhilinde satılırdı. 91 Hopa ve Arhavi’de memur ve tüccar taifesinden olanlar palto ve pantolon giyse de diğer yöre insanı yerli bir mamul olan şayaktan yapılma zıpka ve mintan giymekteydiler92. Zıpka, Karadeniz sahili boyunca Ünye’den Hopa’ya kadar gemicilik ile geçinenler ve dağlı köylülerin giydiği Laz kıyafeti diye adlandırılan giysinin alt tarafına verilen isimdir. İç donu üzerine giyilen ve bele uçkur ile bağlanan, kalçadan ayak bileğine kadar bacağa sımsıkı yapışan, ağ kısmı körüklü olduğu için bacak hareketliliğini hiçbir surette kısıtlamayan bir tür pantolondur.93 Meslek Grupları ve İmalat Artvin’de ticaretin Osmanlı Devleti’nde mutat olduğu üzere gayri müslimlerin elinde olduğu anlaşılmaktadır. 1844’te şehri ziyaret eden Koch, Livane’de ticaretle zenginleşmiş 400 Ermeni ailesinin olduğunu ve ticaret pazarının büyük kısmının onlara ait olduğunu ifade ederken Müslümanların bağ ve bahçecilikle meşgul olduğunu ekler.94 Arhavi’de bakırcılık ve kuyumculuk ön plana çıkmakta, yapılan mamuller kaza içerisinde alıcı bulmaktaydı. 95 Bunun dışında yöre halkının kayda değer bir nüfusu balıkçılık yapıyor, kazadan Osmanlı donanmasına önemli sayılarda denizci katılıyordu.96 Kasabalarda terzilik, demircilik, bakırcılık gibi sanatla meşgul olanlar genellikle Sürmene ahalisinden olan Rumlardı. Hopa ve Arhavi’nin bir dönem bağlı bulunduğu Atina kazasında ahali ziraat, ticaret, gemicilik, balıkçılık, dülgerlik ve çobanlık gibi işlerle hayatlarını sürdürüyorlardı. Livane’ye bağlı Hatila köyü ormanında şimşir ve gürgen ağacından yapılan kaşık, kepçe, tekne ve çanak Livane dâhilinde satılırdı. Meşin, sahtiyan ve gön de burada imal edilirdi. Tüfek, tabanca ve kama yapılıp kasaba dâhilinde satılırdı. Macahel’de yapılan tüfek ve kamalar sancak dâhilinde satılırdı. 97 Bu 90 Koçu, age., s. 13. Trabzon Vilayet Sanamesi, 1309, s. 277. 92 Trabzon Vilayet Salnamesi, 1320, s. 286. 93 Koçu, age., s. 171-172, 253. 94 Koch, age., s. 162. 95 Trabzon Vilayet Salnamasei, 1286, s. 94. 96 1868-69 (4110-I-VI) Commercial reports received at the Foreign Office from Her Majestey’s Consuls during the year 1868, August to December, Londra, 1869, s. 363. 97 Trabzon Vilayet Salnamesi, 1288, s. 139-140. 91 248 aletin yapımı için gerekli demir madeni burada çıkarılıp işlenen bir madde değildir. Aynı şekilde Ardanuç ve Şavşat’ta demirci esnafının olması akıllara bu madenin nereden ve nasıl temin edildiği sorusunu getirebilir. 19. yüzyılda demir ne Trabzon ne de Erzurum vilayeti dâhilinde çıkarılıp işlenmekteydi.98 Demirin başka bir bölgeden ithal edildiğini düşünebiliriz. Bununla ilgili olarak Trabzon limanına 1835’te Anzak limanından gelen gemilerin demir getirdiğine dair küçük bir bilgiye sahibiz.99 Arhavi dağlarında bulunan sarmaşık iskemle imali için İstanbul’a gönderilirdi. 100 Artvin Borçka arasında Çoruh kıyısında 6 kiremit ve bir de kireç fabrikası bulunduğu bilinmektedir.101 Ardanuç’ta debbağ esnafı manda, öküz, inek, koyun ve keçi derilerinden lapçın, ayakkabı, mesh ve pabuç imal etmekteydi. Bu mamuller civar kazalara gönderilip satılırdı. Ardanuç ve Şavşat’ta demirci esnafı bulunuyordu. Bu esnafın ürettiği tarım alet ve edevatı yöre halkının ihtiyacını karşılamaya yeterliydi. Şavşat’ta kutan ve çift demirleri yanında balta gibi ziraat araçları üretilip yine Şavşat dâhilinde satılıyordu. 102 Kiskim’de çakmakçı, kondakçı, demirci, bakırcı, taşçı ve dülger gibi zanaatkârlar bulunuyordu.103 Borçkalılar yazları kilden yaptıkları testi ve kap kacağı iyi bir fiyattan satıyorlardı. Bu türden eşya ile doldurdukları bir kayığı Batum’a götürdüklerinde toplam 50 ila 70 manat arasında bir paraya satabiliyorlardı. Denizin sakin olduğu zamanlarda bu eşyaları Trabzon’a da götürüp satabilmekteydiler. Osmanlı yönetimi altındayken Borçka’da 137 hane varken Rus Harbi’nden sonra Müslüman nüfusun göç etmesiyle bu sayı 22’ye düşmüştür. Savaş öncesi dönemde yöre halkı kilden yaptıkları mutfak araçları ile kiremit ve tuğla satışından elde ettikleri gelir sayesinde rahat bir şekilde geçinirken nüfusun göç etmesiyle bu işin ustaları da azalmıştır. Daha önceki dönemde burada üretilen kiremit Batum’a ihraç edilirken diğer yerlerde üretilenlere göre fiyatı yükselince bu ihracat kolu ortadan kalkmıştır.104 Trabzon vilayeti genelinde büyük fabrikalar bulunmuyordu. Daha çok tabakçılar, çanak çömlekçiler, Avrupa müslinlerini boyayan boyahaneler gibi 98 Mehmet Bayartan, “XIX. Yüzyılda Osmanlı Madenlerinin Coğrafi Dağılışı”, Osmanlı Bilimi Araştırmaları, (1) 10, 2018, s. 150-151. 99 Brant, “agm.”, s. 190. 100 Trabzon Vilayet Salnamesi, 1278, s. 94. 101 Kazbegi, age., s. 125. 102 Erzurum Vilayet Salnamesi, 1288, s. 163. 103 Erzurum Vilayet Salnamesi, 1318, s. 316. 104 Caiani, age., s. 23-24, 101-102. 249 bölgenin ihtiyacını karşılayacak boyutta küçük işletmeler varlık gösteriyordu. Türkiye’nin genelinde de geleneksel esnaflık yörenin ihtiyaçlarına karşılık verecek şekilde kendini göstermiştir. Vilayette kayda değer tek ihracat kalemi keten bezi üretimine dairdir. Bu konuda da en büyük şöhrete Rize bezi105 sahiptir. 106 Bölge ahalisinin büyük bir kısmı Kafkasya ve Kırım’ın muhtelif şehirlerine, Romanya, Bulgaristan ve Osmanlı Devleti sınırları içerisinde yer alan başka başka şehirlere gidip buralarda kayıkçılık, marangozluk, balıkçılık ve amelelikle meşgul oluyorlardı.107. Arhavi Lazları tütüncülük yapmak üzere Murgul’a gidip burada yarıcılık usulüyle geçimlerini sağlamaya çalışıyorlardı. 108 Kiskim’e bağlı Vakıf nahiyesinin arazisi taşlık olduğundan bura insanının Batum ve Lazistan’a giderek amelelik yapmaktan başka geçimlerini sağlama imkânı bulunmuyordu. Tüm nüfusun Müslüman olduğu nahiyede 6,200 kişi amelelik işini yapıyordu. Yöre insanı fakir halinden ötürü pasaport harcını karşılayamadığından kendilerinin bu harçtan muaf tutulmalarını hükümetten talep etmişlerdir. İstanbul’dan gelen cevapta Trabzon’dan Rusya, Sırbistan ve Romanya’ya giden ameleye verilen 6 aylık ve 10 kuruşluk pasaporttan Vakıf amelesinin de yararlanabileceği belirtilmiştir.109 Artvin merkezi olan Livane’de 8 kahvehane ve 250 dükkân vardı. Bu dükkânların bir kısmı merkez camiinin önündeki meydanın etrafında sıralıydı. Dükkânlar, İstanbul, Marsilya ve Londra’dan getirilmiş yün, kâğıt ve ipek ürünlerle doluydu. Artvinlilerin büyük kısmı da şehir dışında ticaretle meşguldüler. Yaşları 10 ile 20 arasında olan insanların pek çoğu evlerinden ayrılıp başka şehir ve ülkelerde ticareti öğreniyor bir kısmı da belli bir yaştan sonra gelip Artvin’de daha küçük bir ticaret hayatına devam ediyordu. 110 Artvin özelinde çalışma ücretlerine dair bir kaynağa sahip değiliz. Ancak Trabzon vilayeti için verilen ücret çizelgesi bu konuda bir fikir sahibi olmamıza 105 Rize bezinin tarihi ve gelişimi hakkında bkz. Davut Hut, “Doğu Karadeniz’de Geleneksel Dokumacılık: Rize Keten Bezi (Feretiko) ve Sosyo Ekonomik Etkileri”, Türk Kültürü İncelemeleri Dergisi, 24, 2011, s. 23-62. 106 1874 (C. 1079) Commercial. No.22 (1874). Reports from Her Majestey’s consuls on the manufactures, commerce, &c., …of their consular districts. Part IV, London, 1874, s. 1635;1882 (C. 3252) Commercial. No.26 (1882). (Trade Reports) from Her Majestey’s Consuls on the manufactures, commerce, &c., of their consular districts, Part IX, London, 1882, s. 750. 107 Trabzon Vilayet Salnamesi, 1320, s. 286. 108 Caiani, age., s. 114. 109 BOA, DH. MKT, 2347/68, 20 Muharrem 1318 (20 Mayıs 1900); DH. MKT. 2371/62, 11 Rebiülevvel 1318 (9 Temmuz 1900); DH. MKT. 2185/15, 22 Zilhicce 1316 (3 Mayıs 1899). 110 Kazbegi, age., s. 119. 250 yardımcı olabilir. 1874 yılı için Trabzon vilayeti genelinde günlük ücretler şöyledir: Marangoz_______________15 kuruş (2 şilin 6 peni) Doğramacı______________12 kuruş (2 şilin) Duvarcı________________10 kuruş (1 şilin 8 peni) Hammal________________6 kuruş (1 şilin) Irgat___________________6 kuruş (1 şilin) Tuğlacı________________10 kuruş (1 şilin 8 peni) Müslin boyacısı__________6 kuruş (1 şilin) Bu ücretlerle birlikte çalışana günlük 3 peni değerinde 1 okka da ekmek veriliyordu.111 1860’da 1 okkalık ikinci kalite ekmek 1,5 kuruştur. Kuruşun peninin yarısı değerde olduğunu kabul edersek ekmek fiyatının 1860’dan itibaren aynı kaldığını söyleyebiliriz112. Nitekim 1876 ile 1881 tarihleri arasında gıda ve yakacak ücretleri arasında yapılan karşılaştırmada fiyatların %30 oranında arttığı tespit edilirken ekmek fiyatı aynı kalmıştır.113 Ekmek fiyatını 1,5 kuruş olarak kabul ettiğimizde yevmiyenin alım gücü hakkında bir değerlendirme yapmamız mümkün olabilir. Buna göre bir marangoz günlük kazancıyla 10, doğramacı 8, duvarcı 6, 6, hamal ve ırgat 4, tuğlacı 6,6, müslin boyacısı ise 4 ekmek alabilirdi. 1874 yılına ait bu ücretler 1869 ücretleriyle karşılaştırıldığında gözlemlenebilir bir artışın olmadığı anlaşılır.114 1878/79 yılına gelindiğinde de yine ücretler arasında çok bir değişim olmamıştır. Ayakkabı ustası, terzi, nalbant gibi zanaatkârlar parça başına ücret almaktaydı. Bu meslek grubundakilerin günlük ortalama karları 2 şilin ile 3 şilin arasında değişmekteydi. 115 111 1874 (C. 1079) Commercial. No.22 (1874). Reports from Her Majestey’s consuls on the manufactures, commerce, &c., …of theirconsular districts. Part IV, London, 1874, s. 1635;1882 (C.3252) Commercial. No.26 (1882). (Trade Reports) from Her Majestey’s Consuls on the manufactures, commerce, &c., of their consular districts, Part IX, London, 1882, s. 1635. 112 1868 yılına dair ticaret raporunda 1 kuruş 2 peni olarak görsterilmiştir. Bkz. 1868-69 (41-I-VI) Commercial reports receieved at the Foreign Office from Her Majestey’s Consuls, during the year 1868, August to December, Londra, 1869, s. 354. 113 1882 (C3252) Commercial. No. 26 (1882). (Trade Reports).Reports from Her Majestey’s Consuls on the manufactures, commerce, &c., of their consular districts. Part IX, Londra, 1882, s. 745-746. 114 Commercial Reports Received At The Foreign Office From Her Majestey’s Consuls, in 1869 August, London, 1869, s. 432. 115 1878-79 (C. 2331). Commercial. No. 19 (1879). (Trade Reports). Reports from Her Majestey’s consuls on the manufactures, commerce,&c., of their consular districts. Part III, London, 1879, s. 1025. 251 Denizcilik 19. yüzyıl başında Hopa bir açık liman ağzıydı. Buraya gelen malların bir kısmı Artvin’e gönderilirdi. Bazen Ahıska için gönderilen ürünler de Hopa limanına gelir Artvin üzerinden buraya gönderilirdi. 116 20. yüzyılın ilk yıllarında Hopa limanına bir senede sadece 4 tane Osmanlı yelkenli gemisi gelirken, 234 tane küçük gemi ve 115 tane de Rus bandrollü küçük gemi gelip gidiyordu. Hopa’da toplam tonilatosu 11 olan 57 küçük gemi, Arhavi’de ise tonilato toplamı 96 olan 30 tane küçük gemi bulunuyordu.117 1860’ların başında Trabzon vilayeti genelinde sadece 1 dalyan bulunuyordu. Burada yıllık 250 bin okka balık yağı elde ediliyor, bunun bir kısmı yörenin dar gelirli insanları tarafından aydınlatma için kullanılırken kalan kısmı İstanbul pazarına gönderiliyordu. Lazistan Sancağı ahalisi balıkçılık konusunda oldukça başarılıydı. 1.500-2.000 kişi bu işle meşgul olup hayatını kazanırdı. Balık bu bölgede hem boldu, hem lezzetliydi hem de çeşit olarak zengindi. Kalkan, vatoz, ringa balığı, tekir, somon, alabalık, gümüş balığı ve çaça sayılmaya değer olanlardandı. Gümüş balığı ve çaçanın oldukça bol miktarda olması ahalinin bu balıklardan salamura yaparak bir kısmını kışa saklamasını sağlıyordu. Bol olan bu balıkların bir kısmı yağa çevrilir ve bir kısmı da tarımda gübre olarak kullanılırdı.118 1881’de 1 batman yani 6 okka hamsinin fiyatı 1 kuruştur.119 Hopa sahilinde yunus balığı avlanıyordu. 120 Okkası 3 kuruştan satılan balık yağının Trabzon vilayeti sahilinin tümünde çıkarılan toplam miktarı 154 bin okkaydı. Bu işin daha çok Sürmene ötesi doğu sahilinde yapıldığı bilinmektedir.121 Sürmene sahilinde de yunus balığı avlanıp yağı çıkarılmakta ve bundan senelik 10 bin liraya yaklaşan kazanç sağlanmaktaydı. 122 116 Brant, “agm.”, s. 192-193. Trabzon Vilayet Salnamesi, 1320, s. 287. 118 1862 (3054) Abstract of Reports of the Trade&c., of various countries and places, for the years 1859,1860: received by the Board of Trade (through the Foreign Office, from Her Majesty’s Consuls, No.11, s. 192. 119 1882 (C 3252) Commercial. No.26 (1882). (Trade Reports). Reports from Her Majestey’s Consuls on the manufactures, commerce, &c., of their consular districts. Part IX, London, 1882, s. 750. 120 Trabzon Vilayet Salnamesi, 1309, s. 277. 121 1868-69 (4110-I-VI) Commercial reports received at the Foreign Office from Her Majestey’s Consuls during the year 1868, August to December, Londra, 1869, s. 344. 122 Trabzon Vilayet Salnamesi, 1316, s. 184. 117 252 Ormanlar ve Madenler Köylüler devlete belli bir miktar pay göndermek karşılığında ormanların kullanım hakkına sahipti. Odunculuk yapan köylüler İmparatorluk mutfağına yakacak göndermek ya da donanma için gerekli keresteyi temin etmek gibi birtakım yükümlülükler karşısında vergiden muaf tutulabiliyorlardı.123 Yerli halk orman arazisini ortak mal olarak kabul ediyordu. Ağaçlar yakacak ihtiyacını karşılamak için sürekli ve plansızca kesilebiliyordu. Bazen de ekilebilir arazi yaratmak için ormanların yakıldığı görülmüştür. Bu denetimsiz durum 1873’de orman bekçilerinin atanması ile biraz olsun kontrol altına alınmıştır. Bunun bir sonucu olarak devletin orman gelirlerinin arttığı görülür. 1873’te tüm Trabzon vilayetinde toplanan orman vergisi 66 bin kuruş iken bu miktar 1874’te 140 bin kuruşa yükselmiştir.124 Şavşat’ta kesilen her bir ağacın değerinin onda biri ve her meyve ağacı başına da 2 kuruş vergi alındığı belirtilmektedir.125 Artvin ve çevresi ormanlık arazisi geniş olan bir bölge olduğu halde dağlık yerlerdeki ormanlardan ulaşım sebebiyle istifade edilemiyordu. Hopa merkezine 8 saat uzaklıkta Ağaşi isminde bir orman bulunup burada komar, gürgen, istriç ve kızılağaç olduğu bilinmekle birlikte ulaşımı çok zor olduğundan bu ormandan faydalanılamıyordu. Yine Livane’de Ötinge ormanına arazisinin sarp olması sebebiyle araba ve hayvanla ulaşım olmadığından buradan da kereste ya da odun alınamıyordu. 126 Kiskim’de çam, köknar, ardıç, meşe, karaağaç, dış budak ve toruk ağaçları bulunan ormanlardan kendi ahalisi yakacak ve inşaat işleri için istifade edebiliyordu. Ancak yolunun elverişsiz olması nedeniyle başka yerlere buradan orman ürünü sevk edilmesi mümkün olamıyordu.127 Livane’de ormanlardan elde edilen kereste nehir üzerinden yüzdürülerek aşağıya taşınıyordu. Macahel’de temel imalat ürünü keresteydi ve oldukça iyi kalitedeydi. Özellikle ceviz kerestesi önemliydi. Kerestenin ortalama değeri ise 2 kuruştu.128 123 Faroqhi, age., s. 78-79. 1876 (C.1486) Commercial. No. 9 (1876). (Trade Reports) Reports from Her Majestery’s consuls on the manufactures, commerce,& etc. Of their consular district. Part IV, London, 1876, s. 1095. 125 Kazbegi, age., s. 98. 126 Trabzon Vilayet Salnamesi, 1286, s. 100. 127 Erzurum Vilayet Salnamesi, 1318, s. 317. 128 1868-69 (4110-I-VI) Commercial reports received at the Foreign Office from Her Majestey’s Consuls during the year 1868, August to December, Londra, 1869, s. 344, 365. 124 253 Ardanuç ormanlarında çam, gürgen, kavak, kızılağaç ve pelit gibi ağaçlar yetişiyor bunlardan tarım aletleri ile tahta ve kereste elde ediliyordu. Ahalinin olduğu kabul edilen bir miktar da baltalıkları bulunuyordu. Şavşat ormanlarından ahali yakacak odun elde ettiği gibi ev yapımında kullanmak üzere de kereste sağlıyordu. Ayrıca buradaki ormanlardan istihkâmât yapımında kullanılmak üzere gerekli miktarda odun kesilip gönderilmiştir.129 Ormanlarda yetişen yonca, korunga ve taze ot da hayvanları otlatmak için kullanılıyordu.130 1873 yılında Trabzon vilayetinden İngiltere’ye 1.250.000 ile 1.500.000 kilo arasında şimşir ihracatı yapılmıştır. Bölge konsolosu önceki yıllara nazaran ağaçları sahile taşımanın maliyetinin artığını ve bu durumun daha büyük miktarlarda yapılabilecek ihracatın önüne geçtiğini belirtir.131 Fransızlar 1870’li yıllarda Trabzon limanından ceviz ağacı ithal etmeye başlayınca İngiliz konsolosu bu ağacın doğrudan İngiliz taşımacılığıyla ticaretinin yapılmasının kendi ülkesine büyük fayda sağlayacağını telkin etmiş, nitekim 1876’da başlayan bu ticaret ilerleyen yıllarda artarak devam etmiştir. 132 Söz konusu ihracat metaı olan ceviz ağacının Artvin’den gönderilmiş olması mümkün görünmekle beraber ne kadarının Artvin ormanlarından sağlandığı bilinmemektedir. Ormanlık alanlarda bulunan su gücünden mekanik hızar kullanımında da faydalanılıyordu. Klasik dönemden itibaren hızar atölyelerinin açılması için bir izin belgesi alınması gerektiği anlaşılmaktadır.133 Hatila deresinde bir hızar fabrikası uzunca yıllar işletilmişse de Müslüman olduğu anlaşılan sahibinin Osmanlı Rus savaşını takip eden yıllarda göç etmesinden sonra yeni bir işletmeci bulamayıp metruk bir hale gelmiştir134.1874’te bölgeye gelen Kazbegi, Artvin Borçka arasında Çoruh kıyısında 6 hızar atölyesi olduğu bilgisini verir.135 Artvin’in arazisinin sarp ve yolların yetersiz olması bölgede mevcut madenin işlemesinin çok daha ileriki zamanlara kalmasına sebep olmuştur. Livane’nin 129 Erzurum Vilayet Salnamesi, 1288, s. 171. Erzurum Vilayet Salnamesi, 1318, s. 316. 131 1874 (C.1079) Commercial. No. 22 (1874). Reports from Her Majesty’s consuls on the manufactures, commerce,&c… of their consular districts. Part IV, London, 1874, s. 1628. 132 1878-79 (C. 2331) Commercial. No. 19 (1879). (Trade reports). Reports from Her Majestey’s consuls on the manufactures, commerce,& c., of their consular disrtricts. Part III. London, 1879, s. 1018. 133 Faroqhi, age., s. 84-85. 134 Muvahhit Zeki, age., s. 26. 135 Kazbegi, age., s. 125. 130 254 Nigzivân köyünde Arcivan ve Losuncur dağlarında taş içinde demir madeni olduğu bilindiği halde miktarı az olduğundan çıkarılması durumunda elde edilecek kazancın masrafı karşılamayacağı düşünüldüğü için işletilmemiştir.136 Ardanuç kazasının Tanzot köyü civarında değirmentaşı madeni bulunuyordu. Bu madenden senede tahmini 30-40 çift büyüklü küçüklü taş imal edilebiliyordu. Bu taşlar Ardanuç’taki değirmenlerde işletildiği gibi civar kazalara da gönderilebiliyordu. Şavşat’taki bileği taşı tırpan, balta ve diğer tarım araç gereci için kullanılıyor Erzurum civarındaki diğer mahallere de gönderilip satışı yapılıyordu. 137 1876’da bölgeyi ziyaret eden İngiliz subayı Muratlı nahiyesinin müdürüyle yaptığı görüşmede burada demir madeni olduğu halde ahalinin bununla ilgilenmediği bilgisine erişmiştir.138 Kiskim yakınındaki köylerde kireç ve alçı ile beraber çelik madeni bulunmaktaydıysa da yöre ahalisi bunları basit ocaklarda yakarak kullanmakta bir kısmını da diğer yerlere gönderip satmaktaydılar.139 Tanzimat öncesi dönemde Osmanlı Devleti’nde madencilik devletçi bir siyaset ile idare edilmiştir. Madenlerde çalışanlara birtakım vergilerden muafiyet gibi özendirici tedbirler getirilmişse de çalışma şartlarının olumsuzluğu madenciliğe fazla rağbet gösterilmemesi sonucunu beraberinde getirmiştir. Madenlerle ilgili Tanzimat sonrasında ilk düzenleme 1858 Arazi Kanunnamesi ile yapılmış, bunu takiben 1861’de Maâdin Nizamnamesi düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerle yabancıların Osmanlı topraklarında maden işletmesinin önüne geçmeye çalışılırken ilerleyen yıllarda bu siyasetten vazgeçilerek yabancılara bağımsız olarak yeni madenler arayıp işletme imtiyazı verildiği görülmüştür.140 Maden çıkarma işlemi büyük sermaye gerektiren bir iştir. Bölgede maden işletmeciliği yapacak şahısların yeterince sermaye sahibi olmaması burada maden çıkarma işinin hayata geçmesini zorlaştırmıştır. Osmanlı hükümeti esasen miri olarak kabul ettiği maden ocaklarını ihale usulüyle işletmeye veriyordu. Trabzon vilayeti genelinde 18 tane maden ocağının işletmesi için padişah fermanı ile ruhsatname verilmişse de bunlardan sadece 4’ü ocağı işletmeye başlayabilmiştir. Madenler miri arazi olduğu için çıkarılan cevherden %5 oranında bir resim ve bundan başka çıkan cevherin miktarına bağlı olarak senelik mukarrer bir verginin ödenmesi gerekiyordu. Trabzon vilayeti genelinde simli kurşun, bakır, manganez, 136 Trabzon Vilayet Salnamesi, 1286, s. 88. Erzurum Vilayet Salnamesi, 1288, s. 167. 138 Burnaby,”agm.”, s. 308. 139 Erzurum Vilayet Salnamesi, s. 317. 140 Abdullah Saydam, “Osmanlı Madenciliği ve XIX. Yüzyılın Ortalarında Trabzon’daki Maden Ocakları”, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 6 (1), Kasım 2014, s. 256-258. 137 255 demir, kurşun, şab gibi madenler olmakla birlikte bunların büyük kısmı 19. yüzyılın sonunda dahi işletilemiyordu.141 Hopa’nın Peronit (Çamlıköy) köyünde çıkarılan bakır, çinko ve manganez madeninin hakları 1900’de şeyhülislam Mehmed Cemaleddin Efendi’ye doksan dokuz sene müddetle bırakılmıştır.142 Arhavi’nin Bahta (Kireçli) köyü yakınında bulunan 2,000 dönüm alanda mevcut altın madeninin imtiyaz hakları da maden nizamnamesi şartlarına uygun olarak doksan dokuz sene müddetle talep olunmuştur.143 Artvin’deki madenlerin işletilmeye başlanmasının Rus idaresi altında olduğu döneme denk geldiği anlaşılıyor.1892’de St. Petersburg’dan Beğlevan’a gelen Ruslar bu ıssız bölgeyi gezerek çok yerde gümüş ve bakır madeni keşfetmişlerdir. Kar sebebiyle bir çalışma yapamayan heyet 1894’te tekrar geldiğinde Sulcuna köyünün tepesinde gümüş madeni bulmuşlar, birkaç ay içerisinde buraya yol yapıp işletmeyi planlamışlardır.144 Birinci Dünya Savaşı öncesinde Bakırköy, Göktaş ve Maden köylerinde faal üç bakır madeni işletmesinin olduğu bilinmekle birlikte savaş koşullarında Göktaş ve Maden’deki işletmeler tahribata uğramışlardır.145 Sonuç Yüzyıllar boyunca Türklerin hâkimiyeti altında kalmış bir şehir olan Artvin 1878-1879 Osmanlı Rus Savaşı sonrasında Rus yönetiminin eline geçmiştir. Bu gelişme şehirdeki nüfus hareketliliğini beraberinde getirmiş yaşanan göçlerle nüfus yıldan yıla azalır olmuştur. Nüfusun azalması ve coğrafi elverişsizlikler şehirde potansiyel olarak gelişebilecek ekonomik faaliyetlerin önüne geçmiştir. Artvin’de arazinin kıtlığına karşın bağcılık, sebze, meyve üretimindeki bolluk ve çeşitlilik bölgeye gelen yabancıların dikkatini çekmiştir. Artvin’de ticaretin gelişmesi, her yerde olduğu gibi, yol durumunun iyileşmesine bağlıydı. Batum limanı ile bağlantının hızlandırılacağı yol çalışmalarına 19. yüzyılın ikinci yarısında başlanmışsa da tamamlanması çok ileriki yıllara kalmıştır. Bu süreçte Çoruh nehri taşımacılık faaliyetinin yürütüldüğü yol olarak kalmaya devam etmiştir. Kıyı şeridinden iç kesimlere doğru iklimin ve arazinin değişmesi ilçeler arasında tarımsal faaliyette farklılığı ortaya çıkarmıştır. Livane 141 Trabzon Vilayet Salnamesi, 1311, s. 158. BOA, Yıldız Resmi Maruzat (Y.A.RES.), 108/20, 12 Rebiülahir 1318 (9 Ağustos 1900). 143 BOA, Yıldız Arzuhal Jurnal (Y.PRK.AZJ.), 29/70, 14 Safer 1312 (17 Ağustos 1894). 144 Caiani, age., s. 84. 145 Muvahhit Zeki, age., s. 28. 142 256 ve daha aşağıda buğday yetiştiriciliği yapılmazken Şavşat ve Yusufelin’nde buğday üretimi ön plana çıkmıştır. Tahıl ihtiyacının karşılanmasında kaynaklarda daha çok Kars ve Ardahan isimleri geçmekle beraber özellikle Şavşat’tan da buğday getirildiği düşünülmektedir. 19. yüzyılın ortalarında bölgeyi ziyaret edenler Artvin’in fark yaratan üretimi olarak ipek dokumacılığı ve ipek böcekçiliğini gösterdikleri halde ilerleyen yıllarda aynı dokumacılıktan hiç bahsedilmediği görülmüştür. Artvin günümüzde de dut ağaçları ile şöhret edinmiş bir şehirdir. İpek dokumacılığının ortadan kaybolmasının bir nedeni yüzyılın ikinci yarısında Osmanlı topraklarının pek çok yerinde kendini gösteren ipek böceği hastalığı olabilir. Ancak bu hastalığın Livane’ye kadar ulaşıp ulaşmadığı bilgisinin başka kaynaklarla açıklanmaya ihtiyacı vardır. Diğer dokuma türlerinin ise ucuz Avrupalı dokumaların Osmanlı şehirlerine ithal edilmesiyle yarattığı ortamda hayatta kalma şansını kaybettiği söylenebilir. Trabzon vilayeti genelinde endüstrileşmenin görüldüğü nadir üretim alanlarından biri dokumacılık olmuştur. Artvin’de de 19. yüzyılda dokumacılık önemli bir imalat dalı olarak varlık göstermiştir. Bu imalat alanında esnaf teşkilatı olmakla birlikte kadınların hane içinde yapmış oldukları üretim ön plana çıkmaktadır. Artvin’in ekonomi tarihinde kadın emeği dokumacılık ve tarım alanında önemli bir aktör olarak kendini gösterir. Coğrafi şartların yarattığı imkânsızlıklar ve 1878 sonrasında yaşanan idari değişim bölge insanının başka ülke ve şehirlere gidip buralarda çalışmasına sebep olmuştur. İmalatın yoğun ve çeşitli olmadığı şehirde dışarıdan getirilecek mamullere ihtiyaç kendini göstermiş bu da şehirde bir tüccar sınıfının doğup gelişmesini sağlamıştır. 19. yüzyılda şehirde üretimi yapılan bazı ürünlerin günümüzde hiç olmadığı bazılarının ise azaldığı görülür. Balık yağı üretimi ve ipek böcekçiliği bu sınıflandırmanın ilkine, tütün ise ikincisine dâhil edilebilir. Günümüzde kullandığımız çayın üretimi ise söz konusu yüzyılda henüz yokken günümüzde şehrin yine fark yaratan endüstriyel tarım ürünleri arasında olduğunu söyleyebiliriz. Artvin’in ulaşımla ilgili sıkıntıları 19. yüzyılda kendini güçlü olarak hissettirmiş, şehrin ekonomik gelişimi üzerinde olumsuz etkiler yaratmıştır. Sahil şeridinde yer alan Hopa ve Arhavi deniz ulaşımının da yarattığı kolaylıkla bu olumsuzluktan daha az etkilenmiştir. Şehrin daha iç ve yukarı kesimlerindeki imkânsızlıkların aşılmasında ise Çoruh nehri elini uzatarak ulaşımla alakalı güçlüklerin giderilmesinde alternatif bir yol oluşturmuştur. 257 Kaynakça Arşivler Başbakanlık Osmanlı Arşivi Cevdet Maliye (C.ML, 410/16795, 2 Ramazan 1257 (19 Eylül 1841). Dâhiliye Mektubi Kalemi (DH. MKT.) 2347/68, 20 Muharrem 1318 (20 Mayıs 1900); 2371/62, 11 Rebiülevvel 1318 (9 Temmuz 1900); 2185/15, 22 Zilhicce 1316 (3 Mayıs 1899); 2088/21, 10 Ramazan 1315 (2 Şubat 1898); 2354/144, 5 Safer 1318 (4 Haziran 1900). Sadaret Mektubi Kalemi Nezaret ve Devair Evrakı (A.MKT.NZD) 149/96, 11 Ramazan 1271 (28 Mayıs 1855). Sadaret Umum Vilayet Evrakı (A.MKT.UM), 297/100, 2 Rebiülahir 1274 (20 Kasım 1857). Şura-yı Devlet (ŞD.), 1830/40, 13 Cemaziyelahir 1296 (4 Haziran 1879); 1515/26, 6 Rebiülahir 1314 (25 Şubat 1882). Yıldız Arzuhal Jurnal (Y.PRK.AZJ.), 29/70, 14 Safer 1312 (17 Ağustos 1894). Yıldız Resmi Maruzat (Y.A.RES.), 108/20, 12 Rebiülahir 1318 (9 Ağustos 1900). İngiliz Milli Arşivi (The National Archive) 1862 (3054) Abstract of Reports of the Trade&c., of various countries and places, for the years 1859,1860: received by the Board of Trade (through the Foreign Office, from Her Majesty’s Consuls, No.11. 1868-69 (4110-I-VI) Commercial reports received at the Foreign Office from Her Majestey’s Consuls during the year 1868, August to December, Londra, 1869. Commercial Reports Received At The Foreign Office From Her Majestey’s Consuls, in 1869 August, London, 1869. 1874 (C.1079) Commercial. No.22 (1874). Reports from Her Majesty’s consuls on the manufactures, commerce,&c… of their consular districts. Part IV, London, 1874. 1876 (C.1486) Commercial. No. 9 (1876). (Trade Reports) Reports from Her Majestery’s consuls on the manufactures, commerce,& etc. Of their consular district. Part IV, London, 1876. 258 1878-79 (C. 2331) Commercial. No. 19 (1879). (Trade reports). Reports from Her Majestey’s consuls on the manufactures, commerce,& c., of their consular disrtricts. Part III. London, 1879. 1882 (C.3252) Commercial. No.26 (1882). (Trade Reports) from Her Majestey’s Consuls on the manufactures, commerce, &c., of their consular districts, Part IX, London, 1882. FO. 1892. Annual Series. No. 1059. Diplomatic and Consular Reports on Trade and Finance. Turkey. Report fort he Year 1891 on the Trade of Vilayet of Trebizond, London, 1892. Matbu, Tetkik Eser ve Makaleler ALİKILIÇ, Dündar, “Çayın Karadeniz Bölgesi İçin Önemi ve Tarihi Seyri”, Karadeniz Araştırmaları Dergisi, 21, 2016, s. 269-280. ATALAY, Ahmet, “XIX. Yüzyılın Sonlarında Elviye-i Selâse’de Karayolu Yapım Faaliyetleri”, KSBD, (2) 9, s. 1-24. BAYARTAN, Mehmet, “XIX. Yüzyılda Osmanlı Madenlerinin Coğrafi Dağılışı”, Osmanlı Bilimi Araştırmaları, (1) 10, 2018, s. 137-155. BRANT, James, “Journey through a part of Armenia and Asia Minor in the year 1835”, Journal of the Royal Geographical Society of London, (6) 1836, s. 187-223. BURNABY, Frederick Gustavus, On Horseback through Asia Minor, C.II, Londra: Sampson Law, Marston, Searle&Rivington, 1877. CAİANİ, İvane, Borçka Mektupları, (çev. Fahrettin Çiloğlu), İstanbul: Sinatle, 2002. ELİBOL, Numan, “Osmanlı İmparatorluğu’nda Nüfus Meselesi ve Demografi Araştırmaları”, Süleyman Demirel Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, 12 (2), s. 135-160. Erzurum Vilayet Salnamesi, 1288; 1289; 1290; 1318. FAROQHİ, Suraiya, Osmanlı Şehirleri ve Kırsal Hayatı, (çev. Emine Sonnur Özcan), Ankara: Doğu Batı Yayınları, 2006. GENÇ, Mustafa, “Başbakanlık Osmanlı Arşiv Belgelerinde Kökboya ve Cehri ile İlgili Bazı Kayıtlar”, Süleyman Demirel Üniversitesi Güzel sanatlar Fakültesi Hakemli Dergisi ART-E, 2014, 13, s. 174-212. 259 HUT, Davut, “Doğu Karadeniz’de Geleneksel Dokumacılık: Rize Keten Bezi (Feretiko) ve Sosyo Ekonomik Etkileri”, Türk Kültürü İncelemeleri Dergisi, 24, 2011, s. 23-62. KASAP, Murat, Osmanlı Arşiv Kayıtlarında 93 Harbi Batum Muhacirleri, Gürcistan Dostluk Derneği Yayınları:10 Tarih Serisi: 5, 2018. KAYABAŞI, Nuran; Mustafa Arlı, “Cehri (Rhamnus petiolaris)’den Elde Edilen Renkler”, Tarım Bilimleri Dergisi, 2001, 7 (3), s. 128-134. KAZBEGİ, Giorgi, Bir Rus Generalinin Günlükleri Türkiye Gürcistan’ında Üç Ay, (çev. Rıdvan Atan), Doruk Yayınları, 2019. KOCH, Karl Heinrich Emil, Wanderungen im Oriente Wabrend der Jahre 1843 und 1844, C.II, Weimar, 1846. KOÇU, Reşad Ekrem, Türk Giyim Kuşam ve Süslenme Sözlüğü, İstabul: Doğan Kitap, 2015. KÖKSAL, Ahmet, “Trabzon Vilayeti’nin Nüfusu (1876-1878), Karadeniz İncelemeleri Dergisi, 8(15), 2013, s. 99-130. KUŞ, Ayşegül, Batılı Seyyah ve Araştırmacılara Göre 19. Yüzyılın İkinci Yarısında Doğu Karadeniz Bölgesi, Canik Belediyesi Kültür Yayınları No: 55-10-01, Samsun, 2016. MUVAHHİT, Zeki, Artvin İli Hakkında Genel Bilgiler, (haz. Hayrettin Tokdemir), Ertuğrul Tokdemir, Şavşat Kültür Turizm ve Dayanışma Derneği Yayınları 1, İstanbul, 1999. QUATAERT, Donald, Sanayi Devrimi Çağında Osmanlı İmalat Sektörü, (çev. Tansel Günay), İstanbul: İletişim Yayınları. SAYDAM, Abdullah, “Osmanlı Madenciliği ve XIX. Yüzyılın Ortalarında Trabzon’daki Maden Ocakları”, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 6 (1), Kasım 2014, s. 261-276. Trabzon Vilayet Salnamesi, 1286; 1278; 1288; 1296; 1311; 1316; 1320; 1322. TUNCEL, Metin, “Artvin”, DİA, C.III, İstanbul, 1991, s. 420-422. VERHEİJ, Jelle, “Doğu Anadolu’da Batılı Seyyahlar 1800-1914 Açıklamalı Bibliyografya Denemesi”, Kebikeç, 44, 2017, s. 379-420. Elektronik Kaynaklar https://bizimbitkiler.org.tr/yeni/demos/technical/ 260

Judul: 19. Yüzyılda Artvin Ve Çevresinde Ekonomi Hayatı

Oleh: Melİke Karabacak


Ikuti kami